Shadow

Yazarlar

Size Dokunmayan Edepsiz Bin Yıl Yaşasın mı?

Hüseyin Akın
Size dokunmayan edepsiz bin yıl yaşasın mı? Dua ederken ağzından değil ama yüreğinden ne çıktığını çok iyi bilmeli inanmış adam. Dua Türkçe ya da Arapça değil Yürekçe edilmeli.İnsanın en anlamlı çağrısı duadır. Çaresiz kaldığı ya da içinden çıkılmaz durumlar yaşadığı zaman insan zayıflığını dolayısıyla yaratıcısını hatırlar. Bunun için inanan bir insan olduğunu tescil etmek şart değildir. İnanmayan insanlar da en az bir dinin müminleri kadar dua ederler. Düşen bir uçakta, batan bir gemide ateist yoktur.Modern zihin bir şeyin hemen neticelenmesine ayarlıdır. İster ki dilediği şey ayak izlerini belli ederek hemen gerçekleşsin. Bu yüzden modern insan için dua sabrı diye bir şeyden bahsetmek mümkün değildir. Sabrında bile aynı acelecilik hakimdir: ‘Allah’ım bana sabır ver; ama çabuk olsun!” Ço...

Dindar Nesil Korkakları

Sevda Türküsev
Dindar Nesil Korkakları Yahu! Sakin durayım diyorum ama insanın kafasının tasını attırıyorlar… Aman Ya Rabbim! Dindar nesillerden bu kadar korkulacak ne var anlamıyorum… Dindar nesillerden korkanlar aslında dinden mi korkuyorlar? “Din” Korkulacak bir şey olsa zaten “Din” diye bir şey olmazdı, yani Allah Dünya diye insan diye bir şeyi yaratmazdı… Bu dindar nesillerden korkanlara bir laf söyleseniz hepsi sizi- bizi kınarlar ama. Maşallah bu “Dindar nesil korkakları” Allahtan hiç mi korkmaz çok merak ediyorum… Ne yani toplumun dinine bağlı ibadet yaparak yaşaması, alkol, uyuşturucu, sapkın hayatlardan geri durması çok mu kötü? Bu tip şeyleri en iyi engelleyen şey inanç duygularıdır ve dinler bu konuda öncülük yapmıştır… İnsanların namaza ibadete yönelmesinin nesi yanlış? Gençlik almış başını ...

Sekiz Yıllık Kesintisiz Eğitim ve 4+4+4

Sait Çamlıca
Sekiz Yıllık Kesintisiz Eğitim ve 4+4+4 Sekiz yıllık Kesintisiz Eğitim tartışmalarının yapıldığı yıllarda Üniversite öğrencisiydim. 28 Şubat sürecinin dayatmasıyla çıkartılmış bir eğitim kanunu olduğunu herkes biliyor. Emir almış bir onbaşı gibi hareket eden siyasi ekip, alelacele bir dayatmayla eğitimi, Kesintisiz sekiz yıla çıkarttılar. Hatta o dönemin siyasilerinden Mesut YILMAZ, “Siyasi hayatıma mal olsa bile ben bu kanunu çıkartacağım!” diyerek siyasi hayatını bitirdi. Keşke bu yanlış adım, sadece Mesut YILMAZ gibilerin siyasi hayatlarına mal olsaydı. Maalesef eğitimin ve geleceğimiz olan çocuklarında geleceğine mal oldu böylesi bir karar. Yıllar içerisinde biz eğitimciler de alıştı okullarda ki bu ortama. Şuanda 6 yaşındaki çocuklarla 14 yaşında ki çocuklar aynı binalarda eğitim görü...

Adil Ekonomik Düzen

Ayetullah Coşkun
Süleyman Karagülle 1928 yılında Artvin-Borçka’da doğdu. 1955 yılında İTÜ’den elektrik yüksek mühendisi olarak mezun oldu. On dört yıl süren kamu hizmetlerinden, çalışmalarını bağımsız olarak yürütebilmek amacıyla ayrıldı. 1967 yılında Akevler Kooperatifini kurdu. MNP ve MSP’nin İzmir ve Ege Bölgesi kuruluş çalışmalarına katkıda bulundu. Akevler Dergisi, Gurbet Dergisi, Tekyol Dergisi, Millî Gazete ve Zaman’da günlük yazıları ve yüz kadar makalesi yayımlandı. Yazarın yayımlanmış eserleri: İslâmiyet ve Ekonomik Doktrinler, İslâmiyet ve Günümüzün Meseleleri, İslâm’da Denge I/Para,Alternatif Faizsiz Banka. Ayrıca on kişilik bir ekiple meydana getirdiği "Faizsiz Yeni Bir Banka Modeli (1987-İSAV)" isimli bir kitabı neşrolunmuştur. İSLAM Devlet-Dünya DÜZENİ adlı kitabı hem sol hemde sağ cenahta b...

Modelimiz O !

Muzaffer Coşkun
Modelimiz “O” !   Aziz okuyucularım bu ülke gazetesinin onuncu sayısında örneğimiz, rehberimiz Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v.) in vasıflarından bir demet sunuyorum okuyup onu örnek alalım inşallah.  Efendimiz (s.a.v.) insanların en cömerdi idi, hediye kabul eder ve karşılığında hediye verirdi ve buyururdu ki hediyeleşin ki, kalplerinizde sevgi hasıl olsun. Efendimiz yatarken sağ yanı üzerine yatar, sağ avucunu sağ yanağı altına koyardı. Dizlerini de karnına doğru çekerdi. (kalp ve ciğerler rahat çalışır)   Efendimiz, yemekten önce ve sonra ellerini yıkar, yemeği kendi önünden yer, yavaş ve iyice ağzında öğütür, lokmaları da küçük alırdı, iyice çiğnerdi.   Efendimiz, küsleri barıştırmak için çok çalışır, “üç günde fazla küs kalmak müslümana yakışmaz” derdi.   Efendimiz, ço...

Dört 4’lük Sistem Problemi Çözecek

Ayetullah Coşkun
Dört 4'lük Sistem Problemi Çözecek AKP Hükümeti 28 Şubat'ın mesleki eğitime darbe vuran kalıntısını da ortadan kaldırmak için yeni bir eğitim sistemi geliştirdi. Sanayi ve meslek şirketleri ara eleman bulamayız demelerine rağmen sırf İmam-Hatip Liselerinin önünü kapatmak için hayata geçirilen 8 yıllık kesintisiz eğitim modeli yerine, öğrencilerin yeteneklerine göre yönlendirileceği 12 yıllık (4+4+4) zorunlu eğitim sistemi getiriliyor. Bu yeni düzenleme ile 28 Şubat kararlarıyla kapatılan İmam-Hatip okullarının orta kısımlarının da yeniden açılmasına ve meslek liselerinin tekrar hayata dönmesine vesile olacak. Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz'ın "Siyasi hayatıma da mal olsa bu yasayı çıkaracağım" sözleriyle 28 Şubat'ın eğitim üzerindeki vesayetinin kalıntılarının tamamı yeni sistemle, inşal...

Fazilette Önde Olanlar

Muzaffer Coşkun
Fazilette Önde Olanlar   Sevgili Okuyucularım 50 madde halinde acizane tesbit ettiğim “fazilette önde olanlar” ı okuyup, sevgi besleyip, ibret alalım inşaallah.   Peygamberin en faziletlisi Peygamberimiz (s.a.v) dir. Duaların en faziletlisi Elhamdulillahi Rabbil Alemin dir. Canlıların en faziletlisi insanlardır. İnsanların en faziletlisi Peygamberlerdir. Müslümanların en faziletlisi sahabilerdir. Sahabilerin en faziletlisi Hz.Ebubekir’dir. Asırların en faziletlisi Hz.Peygamberimizin asrıdır. Ümmetlerin en faziletlisi Hz.Peygamberimizin ümmetidir. Meleklerin en faziletlisi Cebrail (a.s.) dir. Kitapların en faziletlisi Kur’an-ı Kerim dir. Surelerin en faziletlisi Fatiha suresidir. Ayetlerin en faziletlisi Ayet el-kürsi dir. Ayların en faziletlisi Ramazan ayıdır. G...

Kelam-ı Kibar, Kibarın Kelamıdır

Muzaffer Coşkun
Kelam-ı Kibar, Kibarın Kelamıdır   Aziz okuyucularım bu sayımızda “Dil” -dilimizi nasıl kullanacağız- konusunu işleyeceğiz. Bu çok mühim bir meseledir. Herhalde istediğini söyleyen, istemediğini işitir. O halde kullandığın kelimelere dikkat et, çünkü onlar senin yaşama biçimini belirleyecektir.   Bu hususta ilâhi uyarıya (Kur’an-a) bakacağız. Onlarca ayetten iki ayet, iki de hadis meâli vereceğim. Sonra da konuyla ilgili kelam-ı kibardan bir demet sunacağım.   Bakın rahmetli eğitimci Ali GEDİK bey ne diyor: “Âlimlerin-Bilgelerin sözleri, Kur’an ve sünnetin beşer pınarından dökülmüş izahlarıdır.”   Ayetler: 1.Ayet: “Mü’min kullarıma söyle: “Sözün en güzelini söylesinler, sonra (yoksa ki) şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.” [El-İsra:53]   2.Ayet: “O’na (Allah’a)...

Medya Ahlakı Bozuyor mu?

Sevda Türküsev
Televizyonlar son on yılda evimize, hayatımıza ve ruhumuza öyle bir girdiler ki nasıl baş edeceğiz bilemiyoruz. 24 Kasım akşamı Kanaltürk’te yayımlanan “Neşter” programında bunları tartışacağız. Bu konuyu düşünürken, bundan on yıl öncesine gidin ve toplumun aile yaşamını ve düzenini bir aklınıza getirin. Kılık, kıyafet, konuşma şekli, üslup, çocukların serbestliği ve  asiliği, anne babaların daha tutucu olmaları ve buna benzer birçok örnek.. Şuanda yayımlanan programlara bir bakın, bir de televizyonlarda yayımlanan dizilere bakın. Acaba birbiri ile ne kadar bağdaşıyor? Yaşanan gayri ahlaki olaylara bakın ve dizilere bakın ne kadar benzerler? Özellikle gençliğe bir bakın ve dizilerdeki hayatlara ne kadar özeniyorlar? Ailelere bir bakın, daha düne kadar kızlarını gözünden sakınanlar şimdi kı...

Birileri Arapça`dan Niye Korkuyor?

Hüseyin Akın
İlkokula giderken din ve ahlak dersimize giren ateist müdürümüz hep söze dille başlar sonra dinle bitirirdi. Dilden maksat kargacık burgacık dediği Arapça idi. O sıralar mahalle camisinde elif cüzü okuyordum. Ne zaman eğri büğrü harfler diye Arapçadan söz açsa kendimi suçüstü yakalanmış gibi hissederdim. Latin harflerini yere göğe sığdıramayan öğretmenin Arap harfleriyle bu denli ne alıp veremediği olabilirdi, bunun cevabını bir türlü bulamazdım. Kuran harflerini okuyamadığı için falakaya yatırılan çocuğun hikâyesini onun ağzından kaç kere dinlediğimi hatırlamıyorum. Din derslerimizin sonu hep o klasik “demek ki neymiş” sonuç repliği ile biter, dinin toplumu ve bireyi ne denli geriye götürdüğü kapanış cümlesiyle sona ererdi. Sonradan anladım ki bu adamlar o dönemin özel yetkiyle donatılmış...