Shadow

Yazarlar

Sevgisiz Uzlaşma Olmaz

Sevda Türküsev
Her şeyin başı “SEVGİ” boşuna dememişler.   Ben belki de çok fazla bilmeden her yaptığım iş, dostluk ve aile ilişkilerinde hep sevgiyi temel ilke olarak almışımdır. Yemek yaparken bile severek ve duygularımı katarak yaptığım yemek daha güzel olmuştur.   Hatta bazı zamanlar işten eve geldiğimde sırf yemek yapmak için yemek yapmaya başladığımda birden o yemeği olduğu gibi bırakır ve oğluma “ haydi oğlum gel dışarıda yiyelim. Bu yemek güzel olmayacak çünkü kafam başka yerlerde ve sırf seni doyurmak için yapıyorum lezzetli olmaz” demiş ve yemeği dışarda yemişizdir.   Lütfen gerçekleştirdiğimiz her eylemi yaparken severek yapalım.   Her zaman her işi her insanı her yazılanı her çizileni sevmek zorunda değiliz.Bazı zamanlarda işin gereği o işi yapmak durumunda kalırsınız. İşte böyle zamanlarda o...

Yaz Kursları

Sait Çamlıca
Hepimizin çocukluğunda camiye dair hatırlar vardır. Elinde elif cüzü veya Kur’an ile mahallenin camisine gittik hepimiz. Bu ülkede birçok insan Kur’an’la yaz kurslarında tanışır. Birçoğu 2-3 yaz devam eder camiye. Bir kısmı da İmam Hatip lisesi veya Kur’an kurslarında devam eder eğitiminde.   Camilerimizin sadece beş vakit kılınan yer olmaktan çıkıp, daha büyük, daha önemli, daha etkili sosyal roller üstlenmesi konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı bazı adımlar atmaya gayret ediyor.     Bu konuda hepimize görev düştüğü kanaatindeyim. Caminin imamından mahalle esnafına kadar herkesin camiye gelen çocuklarla ilgili sorumluluk alması gerektiğini düşünüyorum.   Din, sadece din görevlilerinin sorumluluğunda değildir. Her Müslüman dininin görevlisidir. Mahallede imkanı olanlar, kursa gelen çocukla...

Dindarlar Müslümanlaşmalı

Hüseyin Akın
Kırdan kente geçişle birlikte sadece toprak asfalta, ahşap betona dönüşmedi, içeriğini tabiattan alan sessizlik de bozuldu.  Kent güzelliğin uykusuna yatan değil tartışmayı başlatandır artık. Bütün hesaplarınızı kente dair yapmak durumundasınızdır. Kırdaki hesap ne yapsanız kenttekine uymaz. En büyük tartışma da bu yüzden din üzerinde patlak vermiştir. Kırsalda din hayatın bağrında içkindir ve kolay kolay söze indirgenmez. Kırsal hayatın tartışma yaratır bir veçhesi olmadığı için her şey ilk yaşandığı gibi sabit ve yerli yerindedir. Her oluş, duyuş ve nesneye ilk temas kurulduğunda ne ad verilmişse o odur. Bilgisizliği cehaletten ümmiliğe tahvil eden fıtri özellikler hâlâ yerinde kaimdir. Cebrail’in işaret ettiği kelam-ı kadimle Mikail’in tesis ettiği tabiat ayetleri ortak bir dil olup yer...

Hoş Geldin Ya Üç Aylar

Ayetullah Coşkun
Hoş Geldin Ya Üç Aylar   “Üç Aylar” Receb ayı ile başlar Ramazan ayı ile biter.   Bu sene 03 Haziran’dan itibaren mübarek üç aylarını idrak etmeye başlıyoruz.   Üç aylar rahmeti, bereketi ve mağfireti bol, feyizli ve bereketli bir zaman dilimidir. Bu aylar, kameri takvime göre Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır.   Bu aylar; dini duyguların yoğunluk kazandığı, merhamet, şefkat, yardımlaşma ve dayanışma hislerinin doruk noktaya ulaştığı aylardır.   Üç aylar; tövbe etmenin, affın, manevi arınmanın ve kendini yenilemenin habercisi olan Regaib, Miraç, Berat Kandili, Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramı gibi mübarek gün ve geceleriyle bereketli bir maneviyat mevsimidir.   Bu aylar; geçmişin muhasebesini yaparak, geleceğe azim ve enerji dolu bir şevkle atılmak için iyi bir imkandır.   Sevgili Peygamber...

Abdest tazeler gibi heyecan tazelemeli, İHL’ler

Sait Çamlıca
Abdest tazeler gibi heyecan tazelemeli, İHL’ler   İmam hatip Liselerinin önündeki kat sayı engelinin kalkması, yıllardır haksız yere uygulanan bir adaletsizliğin son bulmasıdır sadece. Ne gariptir ki, vatandaşların cebinden ödediği paralarla yaptırdığı binalara bile, “Siz kendi paranızla yaptırsanız da, biz kapatırız!” diyerek İHL’leri mağdur ettiler yıllarca. İmam Hatip Liselerinin tarihine bakınca, her dönem farklı sıkıntılara rağmen, milletimizin bu okullara sahip çıktığını görüyoruz. Katsayı engelinin kalktığı haberlerinin medyada yayınlandığı günlerde Konyalı Hacı Veyiszade’nin hayatını okuyordum. Nasıl büyük bir hasretle, heyecanla, aşkla bu okullara sahip çıktığını okumak beni çok etkiledi.   İmam Hatip Liselerinin açılmasına 1951 yılında tekrar izin verilince, başta İstanbul olmak ...

Kadına Anneliğini Geri Verin!

Sait Çamlıca
Kadına anneliğini geri verin!   Her yıl dünya kadınlar gününde, kadınlara yönelik fiziksel şiddet konuşuluyor. Elbette, kadına uygulanan şiddete herkes gibi bende karşıyım. Sadece kadına değil, her hangi bir canlıya uygulanan şiddete de karşıyım.     Kadınlar günü vesilesiyle, kadın haklarından bahsedenler, annelikten hiç bahsetmiyorsalar, kadınlara en büyük zulmü yapıyorlar. Bir kadın konuşulurken, en çok anneliği konuşulmalı. “Meclise giren Milletvekillerinin yarsısı kadın olsun, kadın erkek eşitliği sağlansın!” gibi sloganlar, başta kadınlar olmak üzere, birçok insanın kulağına hoş geliyor.   Annelik neden konuşulmuyor?   Çocukluğumda dinlediğim bir annelik hikayesinden çok etkilenmiştim. Çocuk olduğumuz için mi çok etkilendim, konusu anne olduğu için mi bilmiyorum.   Genç bir delikanlı...

Ey Türk ihtiyarlığı!

Hüseyin Akın
Ey Türk ihtiyarlığı!   İsmet Özel bir zamanlar 'Türkiye'nin gençleri yoktur, çünkü bu ülkede ihtiyar kalmadı" demişti. Bu söz üzerinde çok düşünülmüş ve çok söz söylenmişti. Nüfusunun çok önemli bir kısmı gençlerden oluşan bir ülkenin gençlerinin yok olduğunu söylemek kimileri için hiç anlaşılır bir şey değildi.   Burası Türkiye ve bir şeyin bütün buut ve boyutlarıyla anlaşılması için üzerinden makul bir süre geçmesi gerekiyor. Çünkü olaylar iddia ve söylemleri doğrulayıp yalanlıyorlar. Bugün olanlar dün söylenenlerin ispatı gibi. Hiç kuşkusuz İsmet Özel biyolojik anlamda bir gençlikten ya da ihtiyarlıktan bahsetmiyor. Anlatmak istediği niteliksel bir şey. Gençlerimiz gençliklerini ihtiyarlara devretmiş. Geçmişe dair kültürel birikimi muhafaza edebilecek nitelikte muhafazakâr -tutucu-ihtiy...

Böyle Sanatın İçine Tükürürüm

Sevda Türküsev
Böyle Sanatın İçine Tükürürüm…   Müjdat Gezenin geçen akşam bir Televizyon kanalında AK Parti oylarının tahmini için “Aziz nesinin hesabına göre % 60 olması” demesi yani Ak Partiye oy verenlere aptal demesi dün akşam ters cephe programında adeta bir kavgaya dönüştü…   CHP’li her şeye ama her şeye karşı çıkan pervasızca iktidara hakaretler savuran ve hakaret edenleri savunan Ümit Zileli dün akşamda Müjdat Gezeni savunurken ortalık karıştı ve Gezen telefonla bağlandı…   Bu söylediklerinin savunması olarak “ ben siyasi mizah yapıyorum” demez mi?   Ben sanatçıyım demez mi?   Yaptığı şeyin mizah olduğunu söylemez mi?   Biz de o kadar aptalız ki siyasi mizahı sanatı ve sanatçıyı anlayamayacağız öyle mi?   Vallahi sadece kendi siyasi görüşüne uymayan bir toplumun hepsine “Aptal” diyen bir kişinin...

İçimizdeki Kitabı Kim Susturdu?

Hüseyin Akın
İçimizdeki kitabı kim susturdu?    Hep beraber konuşacağınıza teker teker susun ki herkes ne dediğinizi anlasın. Konuşmanın konudan firar ettiği zamanlarda yaşıyoruz. Düşüncelerimiz düşten yoksun. Ne çok gerçeklerin kollarına kendimizi bırakmaya meyilliyiz. Ah o gerçekler değil mi rüyalarımızı yarıda kesip hayallerimizi gözlerden düşüren. Öyle diyordu bir bilge: 'gözünüzü kapayın ki hakikati daha net göresiniz'.   Şimdi tam da gözlerimizi kapayarak hakikati görebilme vakti. Kim gözünü kaparsa kendi odasında kendisiyle yüzleşir. Oysa 'aynada iskeletini görmeye kadar varan kaç kişi var şunun şurasında?' Aynaya bakmanın cesaret gerektirdiği günlerde yaşıyoruz. Yüzümüzü teşhis kalbimizi tashih edecek bir ayna gerekli bize. Bu gerçeği bir göz açıp kapama mesafesinde öğrendik.   Evet, sussak her...

Kime Göre Ahlak? Kimine Göre Ahlak…

Sevda Türküsev
Kime Göre Ahlak? Kimine Göre Ahlak…    Türkiye de yaşamak güzel ama son yıllarda modernlik ve gelişmişlik adına bir başka değimle “batılılaşmak” adına toplumun ahlaki yapısının aldığı hasarlar karşısında endişeleniyoruz.   Biz örf ve adetlerine bağlı insanlardık, ne oldu bize?   Özenti midir nedir bilmem fakat son on yılda ki hızlı modernleşme sürecinde toplumun ahlak olgusu delindi ve bu delik gün geçtikçe büyümekte. Gerek televizyon programlarıyla gerek ailelerin kendi içlerinde modernleşmek adına feragat ettikleri değer yargılarından dolayı yeni nesil gençlik açıldıkça açıldı. Bu açılım bizi ahlaki değerlerimizi göz ardı etmeye ve daha da kötüsü ahlaki bozuklukları normalleştirerek hayat tarzıymış gibi benimsemeye kadar götürdü.   Kimseye de bir şey söyleyemiyorsunuz çünkü: Herkes herke...