20 Haziran 2018, Çarşamba

Uykunuzu İbadete Çevirmeye Ne Dersiniz?

 

  İnsan yaratılışı gereği gündüz çalışmakta ve yorulmakta; gece ise dinlenmek için uyumaktadır. Bünyemiz gece uykusuna muhtaçtır. Kuran'da Cenab-ı Hak, "Uykunuzu dinlenme vakti kıldık" (Nebe', 78/6-16) ayetiyle bu nimete ve bu beşeri ihtiyaca işaret eder.
Günde en az altı saat uyuyan bir insan, ömrünün en az dörtte birini uyku ile geçiriyor demektir. Ki, küçük bir rakam değildir. Genelde bizlerin de içinde bulunduğu çoğunluk 8-10 saat arasında uyumaktayız. 60 sene yasayan bir insan için uykulu geçirdiği vakit yaklaşık 22 senedir. Hayatımızda böylesine önemli bir yere sahip olan uykuya sünnet-i seniyye gözetilerek girilirse, uykumuza inşallah ibadet mahiyeti kazandırmamız mümkün olacaktır.
 
Yatma esnasında uymamız tavsiye edilen sünnet-i seniyyeler: Yatağa abdestli girmek, sağ yanı üzerine yatmak ve yatarken "euzu-besmele" çekerek dua okumaktır.
 
Bera' bin Azib (r.a) bildirmiştir: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: "Yatağa vardığında önce namaz abdesti gibi abdest al. Sonra sağ tarafına uzan ve su duayı oku:  "Allah'ım, nefsimi Sana teslim ettim. Yüzümü Sana çevirdim. İşimi Sana bıraktım. Sırtımı Sana dayadım. Senden hem rahmetini umuyorum, hem korkuyorum. Senden sığınacağım ve kurtuluş bulacağım yer, Senden başkası değildir. İndirdiğin kitabına inandım. Gönderdiğin Peygamberine iman ettim." Eğer o gece ölecek olursan, İslam fıtratı üzerine ölmüş olursun. Bu sözleri, yatarken söylediğin sözlerin sonuncusu kil."
 
Hazret-i Aise (r.a.) bildirmiştir: Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) her gece yatağa girdiği zaman iki elini birleştirerek, "Gul huvallahu Ahad", "Gul Euzu Birabbil Felak" ve "Gul Euzu Birabbin-Nas" surelerini okur ve ellerine nefes verirdi. Sonra iki eliyle vücudundan yetiştiği yerleri; başını, yüzünü, vücudunun onunu, arkasını sıvazlar ve meshederdi. Bunu üc defa tekrarlardı."
 
Amr bin Hureys (r.a.) anlatmıştır: Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: "Temiz ve abdestli olarak uyuyan kimse, gündüz nafile olarak oruç tutup, gece ibadet yapan kimse gibidir."
 
Ebu Hureyre (r.a.) bildirmiştir: Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz yatarken sağ tarafı üzerine yatsın. Sonra su duayı okusun:  "Rabbim, isminle yanımı yere koydum, adınla kaldıracağım. Eğer ruhumu alırsan, ona merhamet et. Eğer almazsan, iyi kullarını muhafaza ettiğin gibi muhafaza et."
 
Huzeyfe (ra) bildirmiştir: Allah Resulü (s.a.v.) gece yatağına girdiği vakit sağ elini yanağının altına koyardı. Sonra su duayı okurdu: "Allah'ım, isminle ölürüm, isminle dirilirim." Uyandığı vakit ise, "Hamd, bizi öldükten sonra dirilten Allah'a mahsustur. Son gidiş de ancak O'nadır."
 
Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yatarken "Ayetel-Kürsi" okuyan kişi için, Allah'ın sabaha kadar bir muhafız görevlendirdiğini, onu tehlikelerden emin kıldığını ve ona şeytanın yaklaşamayacağını bildirmiştir.
 
Görüldüğü gibi, uykuya girerken okunan duaların genelinde Allah'a sığınma, olum ve diriliş temaları işlenmiştir. Çünkü uyku, olumun küçük kardeşidir ve uyku halinde alıp verdiğimiz nefesler bilinç dişidir. Bu dualardan her hangi birini veya bir kaçını okuduğumuzda, Allah'a sığınmış oluruz.
 
Yatarken Peygamber Efendimizin (s.a.v.) uyardığı tek davranış, yüzükoyun, yanı karnı üzeri yatmaktır.  Allah Resulü (s.a.v.) karnı üzerine yatıştan Allah'ın razı olmadığını bildirmiştir. Bunun dışında diğer yatış biçimleri mubah bulunmaktadır. Ancak, necip milletimizde bir saygı alameti olarak, yatarken, zorunlu hallerin dışında, ayakların kıbleye getirilmemesine ozen gösterilir. Bu içten gelen bir saygı ve hürmettir. Biz de saygı duyuyoruz.
Sağ yanımız üzerine yatmanın bir hikmetini ilk bakışta şöyle açıklamak mümkündür: Bilindiği gibi kalbimiz sol yanımızdadır. Sol yanımız veya karnımız üzerine yattığımız zaman, uyku halinde kalbimize baskı yapmaktan kendimizi koruyamayız. Sıkışan ve rahat çalışması engellenen kalbimiz ise bize uykuda rahat yüzü göstermez; kâbuslar yaşatır. Sabahleyin dinlenmiş olarak değil, tam tersine yorgun olarak uyanırız. Ve bu yorgunluk, gün boyu bütün islerimizi, verimliliğimizi, aktivitemizi, başarımızı ve iş heyecanımızı engeller.
 

Ayrıca, bilincimizle yaşamadığımız uyku dakikalarında, rahat çalışmaktan alıkoyulan kalbimizin "sekteye ve durmaya" daha yakın bir hal içine girdiğini, bunun da sağlığımızı tehdit ettiğini unutmayalım.

TarihOkunma
Toplam755
Çrş. 201
Çrş. 131
Çrş. 061
Sal. 051