Yitik Hazine

5 Mart 2013 0 Yazar: Ayetullah Coşkun
10 Okunma

Yitik Hazine

Ahlak fıtrattandır, insan ahlakla donatılmıştır. İçinde bulunduğu çevre ahlaka darbeler vurabilir. Tam da vakti. Bozulmanın gerçek sebebi çevre diyenler çok olacaktır.

Torbasında kelimeler biriktirmiş mutlu bir kesimin hegemonyasında geçen senelerimizin çokluğu moralimizi bozmasın. Her zamanın kendine özgü elitleri vardı elbet. Çağdaş kelimesinin aynı çağda yaşayanlara has bir kelime olmadığı yavaş yavaş öğretildi bizlere. Aydın ise yukarılarda yaşayan, halkla ilişkisi olmayan, insanları küçük gören, ayıplayan, kınayan, rezil etmeye çalışan birilerinin sıfatıymış meğer.

Hayatımızı şekillendirmeye çalışmalarına çok tahammül ettik sözde aydınlarımızın. O yasak, bu yasak, sen cahilsin anlamazsın diye zaman zaman yerin dibine doğru itilmeye çalışılan nice kişiler geçti bu coğrafyadan.

Torbalarından doğan kelimeleri vardı onların. Yazarlar, çizerler, kırıp dökerler ve gülüp geçerlerdi. Bazen orta çağlı, bazen köylü, sizin değerleriniz aslında değer değilmiş diye gösterilirdi. Manşet bombardımanına hiç ara vermeden devam ederken nice masumlar gümbürtüye gider, kendini ve hakkını savunamadan yeni gündemle sarsardılar etrafı.

Siz hiç, bir okul çıkış saatine denk geldiniz mi bilmem ama benim önünden geçtiğim okullarda durum hiç iyi gözükmüyor dostlar, bir kalabalık öğrenci topluluğu hem de çoğu kız öğrencilerden oluşuyor, küfür diyaloglarına şahit olmanın verdiği üzüntüyü tarif edemem sizlere. Hem de bu konuşmaları kız öğrencilerden duymak.

Otobüs, metrobüs fark etmiyor üslup aynı, tavır aynı, davranış bozukluklarının bini bir para.

Eskiden böyle değildi ne oldu bu gençliğe dediğinizi duyuyorum. Çağdaş dünyanın çağdaş eğitim sisteminden kaynaklandığını zannedenler fikrimce yanılıyorlar.

Ahlak fıtrattandır, insan ahlakla donatılmıştır, içinde bulunduğu çevre ahlaka darbeler vurabilir. Tam da vakti. Bozulmanın gerçek sebebi çevre diyenler çok olacaktır.

Peki çevre niye bozuldu derseniz işte tanıdık bir cevap.

Dini bilgi boşluğu yerini bir başka bilgiye kişiliksizlik bilgisine bırakmış, okunmamış kitapları, dinlenmemiş konuşmaları sayarsanız geriye size birçok konuda boş bilgiler kalmış demektir.

Yıllarca din denilince birileri tarafından düzenli şekilde yapılan kara propagandanın kelimelerini bir daha sayalım. İrtica, gerici, yobaz, örümcek kafalı, orta çağ adamı vs…

Kendilerine yeryüzünde yozlaşma ve çürümeye yol açmayın denildiğinde, onlar kendilerini şöyle savunurlar:  Bizim amacımız sadece ıslahat yapmaktır. Bakara suresinin 11. ayeti ne kadar tanıdık geliyor değil mi? Bu ayet ne zaman nazil oldu? 1400 yılı geçmedi mi?

Peki, bu tipler o zaman yaşadı ve ölüp gitti mi? Cevabı siz biliyorsunuz zaten.

Oysa bir din ki son din, peygamberi son peygamber, kitabı kıyamete kadar sürecek dünya serüveninin aydınlık yüzü. İnsan denilen varlığın en şereflisine gönderilmiş bir hediye.

Canım bizim çocuklar çok şükür böyle değil diyenler de var elbet. Cemaat yönergesinde belli kalıplara sıkışan belli kitapların dışında okuma kabiliyeti gelişmemiş gençler var olduğu gibi aklını kiraya vermeyip düşünen, gelişen, geliştiren, gözünde kitap yürüten, eli kalem tutan öğrenen ve öğreten kabiliyetlerde mevcut. Zaten gerçek umut ışığımızda onlar. Hikâyeyle gerçeği çok uzaktan ayırt edebiliyorlar çok şükür.

Ülkede satanistlerin, moonların, misyonerlerin, Budistlerin gençler üzerindeki çalışmaları azımsanmayacak kadar çok. Bu bir boşluğun ifadesi değildir de nedir?

Kendine ve değerlerine uzak bir topluluk olmaktan hızla kurtulmak için yapmamız gerekenler o kadar çok ki. Yığınları yıllarca yanlışa şartlandırıp şimdi doğruyu yapın demenin bize ve çevremize faydası çok sınırlı.

Bilgiye bu kadar hızla ulaşıp âlim olabilirler diye beklediğimiz çocuklarımızın iki kelimeyi yan yana getiremeden askere gitmelerine, gelin olmalarına şahit olmak ne kadar da garip. Okumayı, facebookta paylaşılanları okumak olarak algılamak ne kadar da cahilce.

Bu uzun, ince ve keskin virajların çokça yaşandığı coğrafyada siyasilerden tutun da halkın bu konulara duyarlı her kesimin üzerinde vebal olduğu acı ama gerçek.

Yıllarca yapılan propagandaların rüzgârını tersine çevirmek için yeni kelimeler üretmek zorundayız. Müslüman kelimesinin içini doldurmadan ne yapsak hepsi boş.

Kulaktan dolma bilgilerle, saat saat sancısız ve zahmetsiz bir hayat tadında yaşamakla olmayacak bu üretim. Hurafenin cirit attığı, tembelliğin prim yaptığı, bidatlerin cami kürsülerinden anlatıldığı bir dinden bahsetmiyorum sizlere.

Varın siz de torbalarınıza bakın, eğer ürettiğiniz güzel kelimeler varsa paylaşın. Kimseyi kınamadan, kırmadan, dökmeden, ayıplamadan yola çıkmanın tam vakti.

Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş hakikat hazinesiyle iç içe yaşayıp da bu kadar fakir olmak en azından hazineye saygısızlık değil mi?

Meçhul sonumuz mübarek olsun.

Serdar Çil

Kaynak: buulkegazetesi.com