Var mısın Yok musun ?

10 Nisan 2012 0 Yazar: Ayetullah Coşkun
12 Okunma

Hayatımız hep bir oyunların içerisinde geçip gitmekte ve bu oyunlarda, bir takım imtihandan geçmekteyiz…

 

Küçük yaşlarda yaşadığımız sıkıntıları oyunun içinden sayardık, çoğu zaman görmezdik bile. Çünkü biz çocukken sadece kendi sorumluluğumuzu üstlenmiştik. Farkında olmadan çok güzel bir duyguya sahiptik. Kendi duygularımızın kontrolünü sahiplendiğimiz için de diğer dışsal sorunlara takılıp kalmaz aksine oyunun bir parçası olarak görürdük. Hatta sorun nedir onu bile bilmezdik.

 

Büyüdük, büyüdük ve o hayat, bize farklı bir hayat gibi gelmeye başladı. İçinden çıkamadığımız sıkıntılar edindik. Bu sıkıntıların yaşamımıza girmesine çocukken izin vermeyen bizler, büyüyünce ne olduysa gereksiz her şeyin aklımızda yer etmesine izin verdik.  istemediğiniz sürece KENDİMİZİ üzemeyeceğimizi çocukken biliyorken büyüdüğümüzde isteyerek her sıkıntının zihnimizde yer etmesine müsaade eder olduk.

Hayatımızı, önümüze sunulan tercihlerle, sorulara verilen cevaplarla SÜREKLİ yönlendiriyoruz.

 

TV programlarında bile insanları şans oyunlarına sürükleyip hep ajitasyon ve stres içerisinde önlerine sunulan tamamen şansa dayalı yüksek miktarlarda paralar kazandıran bir yarışma olarak duyduk ve gördük var mısın, yok musunu… Bir program ancak bu kadar amaçsız, hiçbir bilgi aşılamayan, hiçbir şekilde izleyenlere bir şey empoze edemeyen şekilde sunulabilir. Tamamen insanların vaktini çalan oyalayan programlardan birisidir.  Bu gibi programları seyrederek vaktinizi boşa harcamayın. Vakit nakittir, zaman bir kılıçtır…

 

Asıl işlemek istediğim konu, insanoğlunun doğumundan ölümüne kadar olan o güzel ömründe, aile hayatında, iş hayatında, sosyal hayatında yaşam kalitesini arttırmak, keyif almak, huzur ve mutlu olmak, refaha ulaşmak, adaletli ve takva sahibi olmak için hayatımızı şekillendirmek adına sorduğumuz var mısın, yok musun ?

 

Bu konudan yola çıkarak nasıl yaşadın, neden öyle yaşadın, neyi yapabilecekken yapmadın, başka bir yol, başka bir anlam arıyordun, yanlış zilleri, yanlış kapıları çaldın, yanlış yollara saptın, yanlış insanları sevdin, yanlış işler yaptın diye sorabilir ve bu yanlışları hayatımızda değiştirmeye, değişmeye var mısın, yok musun ?

 

Büyüklere karşı gelmektense, saygı duymaya,

Boşa geçireceğin vakitlerin yerine kitap okumaya,

Eşine karşı somurtkan olmaktansa, neşeli güler yüzlü olmaya,

Evlatlarına karşı asabi olmaktansa, merhametli ve şefkatli olmaya,

Yolda yürürken sağa sola bakmaktansa, önüne bakıp yürümeye,

Karşı cinsten biri ile konuşurken gözlerinin içine bakmaktansa gözlerini kaçırarak konuşmaya,

Ağzından çıkan kötü sözler yerine, hayırlı sözler söylemeye,

Facebook’ta paylaştığımız o güzel sözleri hayatımızda da uygulamaya,

Toplu ulaşım araçlarında yolculuk ederken boşa oturacağına, kitap okumaya,

İşveren olarak işçinin sosyal imkanlarına olanak sağlamaya,

İşçi olarak çalıştığın işyerinde kul hakkını yemeden çalışmaya,

Anne-babayı ayda bir kere arayacağına, her zaman arayıp dualarını almaya,

Hayatında değişiklik arayıp yanlış yapacağına, hayatını düzene sokup mutlu olmaya,

Mutluluğu dışarıda arayacağına, evinde aramaya,

Eşinin kalbini kırdı isen sonradan gidip gönlünü almaya,

Namazsız geçen günlerine son verip, günde 5 vakit namaz kılmaya,

Yönetici isen yandaşlık yapacağına, adaletli ve adil olmaya,

Eğitimci isen öğretmenden ziyade eğitici olmaya,

Her yaptığın işe besmele ile başlamaya,

Akşamları tv başında geçireceğine, ailenle okuma günleri yapmaya,

Komşularınla kötü geçineceğine, onlarla sık görüşüp selamlaşmaya,

Kimi seversen sev, her şeyi Allah için sevmeye,

Cemaate bağlı isen cemaat içindeki yanlışların eleştirilmesine açık olmaya,

Cami altlarını ve çevresini ticarethane yerine getirmektense, sosyal etkinliklerin, kütüphanelerin külliyelerin olduğu bir hale getirmeye,

İlçe merkezlerini AVM’ler açarak esnafı mağdur etmektense, ilçe ve şehir dışına AVM’ler açmaya,

 

Harekete geçmeden önce düşünmeye, yargılamadan önce dinlemeye, tarafsız ve açık sözlü olmaya, ihtiyaç içindeki bir kişiye yardım etmeye, iş hayatında dürüst olmaya, konuşmadan önce düşünmeye, ilkelere bağlı kalmaya, dedikodulara kulak kapatmaya, başkalarını çekiştiren dile gem vurmaya, yalnızca temiz düşünceleri barındırmaya, kederlinin duygularını paylaşmaya affedici olmaya, her şeye karşı sevecen ve saygılı olmaya var mısın, yok musun ?

 

Aslında biz bu dünyaya sahip olmaya değil, imtihan ve şahit olmaya gelmişiz. Ah bunu bir anlayabilsek…

 

Son Söz:Söz, yürekten çıktığı zaman ancak yüreğe gider. Sen de sözlerini yürekten söyle. Sana söyleneni iyi dinle. Yürekten geleni al, keder vereni bırak. Güzele çağıranı al, boş olanı bırak. Ruhunun istediğini al, istemediğini bırak.