Sıla-i Rahim ve Kabristan Ziyareti

Sıla-i Rahim ve Kabristan Ziyareti

20 Ekim 2011 0 Yazar: Ayetullah Coşkun
12 Okunma

SILA-İ RAHİM ve KABRİSTAN ZİYARETİ

Sıla-i Rahim dinimizde bazı hallerde farzdır, bazı hallerde vaciptir, bazı hallerde de sünnettir. Yani bir kimse eğer ihtiyaç duyuyorsa, diyelim sahipsiz kalmış arayanı soranı yok, böyle kimseyi yakınlarının araması, sorması, ziyaret etmesi farzdır. Farz derecesinde vaciptir. Ama ihtiyaç duymuyor zaten kendisinden başka yakınları vardır onlar yetiyorsa o zaman da sünnettir. Memleketin taşını toprağını ziyaret etmek böylece Allah’ın verdiği toprağın ne kadar faydalı bir şey olduğunu anlamak çok önemlidir. Köyde bir Rahmetli Şehri amcamız vardı onlar Hınıs’a gitmişti. Biz köyün girişinden içeri girerken onlarda geliyordu. Bizim toprağa ayağını basar basmaz hemen yuvarlandı toprağı taşları öpmeye başladı. Onun için Kur’an-ı Kerimde muhtelif ayetlerde bu sıla-i rahim meselesi yer alıyor. Sağ olsunlar bizim hemşerilerimiz Avrupa’ya gidenlerimiz, Dünyanın her tarafına gidenlerimiz memleketlerini unutmuyorlar. Yaz tatillerinde veya başka zamanlarda geliyorlar. Ama memleketlerini, ailelerini, her şeyini unutan insanlar da var. Bu çok fena ve üzücü bir şey, bunun için böyle kimseler kaydedilmeli, köyün ileri gelenleri tarafından bunlara mektup yazılmalı “Yav siz ne yaptınız siz bu memleketin çocuklarısınız üstelik anneniz-babanız, nineniz-dedeniz ihtiyar vaziyette sizi bekliyor. Siz kaç yıldan beri nasıl gelmezsiniz” denilmeli.

Kabristan ziyareti de hafta bir defa yine sünnettir. Son derece önemlidir. Eski Oltu Müftüsü Rahmetli İsmail Efendi şunu söylemişti. Perşembeleri kabristan ziyaretlerine giderdim ve son derece benim için faydalı olduğunu anlardım. Yani ufak tefek sıkıntılarım,  ağrılarım olduğu zaman, bakarım hemen geçmiş olur. Yani onun için kabristan ziyaretlerini de ihmal etmeyin. Mezarlarımızı gezerken şunu gördüm ki bir takım kimseler mezarlarını yaptırmışlar. Allah razı olsun Yahya Amcamız bu mezarlığı güzelce çevirmiş yapmıştı. Önceden hayvanlar girerler yayılırlar,yatarlar, kalkarlar, pislerlerdi. Yahya amcamızın (Allah gani gani rahmet eylesin)  vicdanı buna müsaade etmedi. Tek başına o kadar taşı taşıdı ve mezarlığın çevresini yaptı. Bazı yeni mezarlar gördüm daha önceki yıllarda görmediğim. Mezarları mermerlerden yapmışlar. Dinimizde mezarlara çok masraf yapmak mekruhtur. Doğru değildir. Yani oraya yapacağımıza, fakir fukaraya o parayı verin veyahut onun hayrına, cami yapılıyor ve okul hastane yapılıyorsa oralara verirseniz daha faydalı olur. Yani vefat eden kimse hakkında yalnız onu unutmamak için bir hayır hasenatta bulunmak mesela yasin-i şerif okuyup bağışlamak, sadaka vermek son derece faydalıdır. Şimdi Efendimiz buyuruyor ki: Mezar ya cennet bahçelerinden bir bahçe yada cehennem çukurlarından bir çukurdur. Demek ki Müslümanlar nazarında mezar cennet bahçesidir. Vefat eden kimse sanki cennet bahçesine girmiş gibi olur. Ama kafirler için mezar ejderha ağzı gibidir. Şimdi ejderha ağzına insan düşmek ister mi? İşte kafirin hali bu, mezar ejderha ağzıdır.

Peygamber efendimiz buyuruyor ki: Mezarı ziyaret eden kimsenin ayak izlerini, mezarda yatan kimse hisseder. Filan geldi benim mezarımı ziyaret ediyor diye ayak izlerinden anlar. Şimdi vefat eden bir kimsenin bu babamız olabilir, annemiz olabilir, kardeşimiz olabilir, bacımız olabilir, başka yakınlarımız olabilir. Bunlardan birisi için Allah rızası için özellikle bir hayır yaparsak mesela düşünün ki hayatında kendisi filan et yemeği severdi veya filan meyveyi severdi. Siz o sevdiğini eğer onun namına bir fakire verirseniz, yedirirseniz onun karşılığı cennetten, cennet bahçesinde bulunan o kimseye gönderilir. O kişi de “A bu nerden geldi” der bunu dünya aleminden filan yakının kocan gönderdi, hanımın gönderdi, çocuğun gönderdi derler. Çok sevinir, “demek ki beni unutmadılar mı” diye söylenir. Bunun için çok eskilerden de vefat etmiş olsa bile, onların ziyaret edilmesi gerekli olduğu gibi işte hayır yapılması da önemlidir. Mesela bu et kokusu çok önemlidir. Kenar mahallelerde oturan, kurban bayramında bile boynuzlu et yiyemeyen bazı fakirler var onlara mesela 250 şer gram, yarım kilo veya 1 er kiloluk çiğ et hazırlanır, oralardan geçerken, fakirin kapısının önünde çocuğuna verilebilir, kendisine verilebilir. Bu et kokusu mezardakiler için çok faydalıdır. Ayrıca ağaç dikmek işte rahmetli Yahya hocanın inşallah kabri cennet bahçesidir. Yaptığı gibi ağaç dikmek, mesela mezarlara ağaç dikmek güzel, başka yerlere de öyle yolların üzerine ağaç dikmek ama meyveli ağaçlar genellikle dikilmesi lazım. Peygamber efendimiz 500 tane hurma ağacı dikmiştir. Yani şu hareketimiz bile sünnet, öyle çok sünnetler var ki ama ağaç dikmekte sünnettir. Sizin kendinizin toprağı olmaya bilir. Başkasının da gücü kuvveti olmayabilir, onunla anlaşırsınız onun tarlasının, bahçesinin çevresine ağaç dikersiniz, yarıcılık yaparsınız. Yarısı onun olur ilerde yarısı sizin olmuş olur. Ahirete göçenlerin unutulmaması bu şekilde mümkün oluyor. Onlara Yasin okumak, onlar için hayır yapmak onlara huzur verdiği gibi elbette bize de huzur vermiş olur. Kabristan ziyareti arz ettiğim gibi hafta da bir olmalı eğer uzaklarda kalıyorsak memlekete gelerek hem hayatta olan yakınlarımızı ziyaret etmek hem de kabristanımızı ziyaret etmek son derece faydalıdır.

Allah’u zülcelali vetakaddes hazretleri cümlemizi rıza-i şerifine uygun amel ve hareketlere nail eylesin. Amin.

Ahmet Coşkun