18 Haziran 2018, Pazartesi

Ellerin Nerde Anne

 

Ellerin Nerde Anne?
ellerin_nerde_anne

Ellerini özledim anne. İçinde güneş olan ellerini, içinde alev olan ellerini, içinde ateş olan ellerini. Ellerin nerde anne?

Saran ellerin,seven ellerin. Her bir çatlağında dert ekili, acı ekili, hasret ekili ellerin. Buğday kokulu, toprak kokulu ellerin. Ellerin nerde anne?

Ne mavi gök kandırıyor beni, ne de yeşil dağlar. Ne de akan sular. Ellerin nerde Anne? Öpmeye doyamadığım, öpmeye kıyamadığım, öpüp insan olduğum, öpüp durulduğum, yokluğunda vurulduğum, bulamadığımda kırıldığım, ellerin nerde anne?


Bir kına vurdun ellerime murattır diyerek ve uğurladın uzak bir şehrin sisli akşamlarına. Yüreğini yakarak, ağlayarak. Ama gülümseyerek. Kanlı bir gözyaşı idi parke taşlı kaldırımlara düşen. Bir yanı senden, bir yanı benden. Anam sağlıcakla kal, anam öpem ellerinden. Bir daha, bir daha. Anam ağlıyorsun, gözyaşını gösterme sakın bana. Yaşayamam. Her şeyi taşırım inan, dağları taşları ama gözyaşını taşıyamam. Bunları haykırarak biniyorum metal renkli bir şehirlerarası otobüse. Anam diyerek geçtim, anam diyerek ölmeye ant içtim her kilometrede. Anam, anam, ellerin nerde?


Şimdi kır saçların gelmekte aklıma. Derdini kederini ve yılların yükünü saçlarına mı anlattın sen anne? Kır saçlarında geçmişimi aradım. Emeğine bulandım. Saçlarında vefaya, saçlarında emeğe, saçlarında alın terine bulandım. Sen Fatma kadın. Yedi canın anası. Sen Fatma Kadın. Bu canın küçük ama tek dünyası. Bu canın sevdalısı. Yanı başımda olduğunu, yanı başında olduğumu hissediyorum ana. Şimdi dört dağın ardından sesleniyorum sana. Ellerin nerde ana?

Buğday başaklarında saklısın sen. Toprağın insanısın. Çatlayan topraklar emeğini inkar edemez. Toprakta mahsul, mahsulde emek, mahsulde mutluluk. Ekmek senin elinde güzeldi ana. Ekmek senin elinde tüterdi. Yalan mıydı anne, ekmekle beraber senin ellerinde pişerdi. Sana göre ellerin böyle daha güzeldi. Ellerin, ellerin nerde anne?

Çok geceler üzerimi örtüyorsun sisler arasından gelip. Hiç dinmeyen ve bitmeyen terini kollarınla silip yorgun beninle beni izliyorsun. Anne, neden beni çok seviyorsun. Ellerinle alnımı sıvazlayıp, öpüp koklayıp gidiyorsun. Ellerinle uzanıyor ellerim karanlık gecelerde, anne ellerin nerde?

Hiç büyümedim ki ben anne. Bıyıklarım çıktı bak. Evlendim. Aş kaynar oldu evimde. Ama yerin, ama sevdan eksilmedi, daha da devleşti gönlümde. Seni diledim evime. Bir camı çatlamış gözlüğünle çilekli patikler öresin evimde. Çilesiz günler göresin evimde. Senin ellerinde daha bir açardı ördüğün çoraplara işlediğin çilekler. Bana bir çorap yolla ana, bir çilek kondur sol yamacına ki çilek dalları açsın her bir yanımda. Bana bir çilek yolla ana ellerinden örme. İçinde gözünün nuru, elinin emeği olsun, içimde ellerin olsun. Değil ayağımda, başımın üstünde dursun. Ellerin ana, ellerin ne olursun ellerin nerde anne?

Her şeyden kıskandım seni, ayazdan ateşten, hatta gülden güneşten. Tenine bir saç teli düşmesin istedim. Gözlerin hiç ıslanmasın istedim. Ağladığın zamanlar senin gözlerinden yaş akardı, benim yüreğime de zehir. Ağladığın zaman dünya başıma yıkılırdı. Bir kör düğüm gelir boğazıma takılırdı. Sen ağladığın zaman nefes alamazdım anne, yaşayamazdım… Hele hele ellerin anne, avuçlarıma almadan uyuyamazdım. Ellerin nerde anne?

Adını andığımda dudaklarımın çatladığı yarim benim. Ciğerim canım, cennetim benim. Yüreğim benim. Bana yaşamın ne kadar güzel olduğunu, sevginin böylesinin ne denli özel olduğunu öğrettin. Evimdeki çiçeklerin hükümsüz olduğunu, bendeki sevginin ölümsüz oluşunu, yanaklarını öpmenin ve ellerini tutmanın doyumsuz oluşunu öğrettin bana. Şimdi ellerin olmadan gülümsememin olumsuz oluşunu da. Ellerin nerde anne?

Umutlarımda sen varsın annem düşlerimde sen varsın. Beklentilerimde sen. Yaşamıma yön veren sen. Yol veren sen. Aynaya baktığımda seni görüyorum gözlerimde. Yüreğime dokunduğumda seni buluyorum. Sana ve senin sevgine yöneldim. Seni öylesinde çektim ki içime, sende değilim ben, sen bendesin. Adımı unuttum anne, benim adım sensin… Hadi uzanıver dağlar ardından. Bir tandır ekmeği olsun. Bir de ellerin ki yüreğimdeki kanama dinsin. Yetmiş yılın izi yüzüne işlemiş ana. Yüzündeki her çizgide mahcubiyetim var ama. Şu çizgi sende yük oluşum, şu çizgi doğuşum, şu çizgi gençliğim anne. Cemalin düşüyor ufkuma gözlerimi kapadığım an. Yetmiş yıl eskitememiş seni. Yetmiş yılla güzelsin anne. Şimdi yağmur yüklü bulutlar mekan eylemiş kenti, birazını yolladım sana, gelip saçlarında dursunlar diye. Kınalı saçların yağmurun tadına koksun. Yağmura tutuyorum kınalı avuçlarımı. Aynı kınanın kokusu gelip beni bulsun. Bugün ellerine bir kez daha kına vur anne. Kına murattı töremizde. Kına mutluluktu evimizde. Kına sevince dairdi. Beklenene dairdi. Seni seviyorum anne, seni çok seviyorum anne. Seni diliyorum anne, seni özlüyorum anne. Gözlerimi her kapatışımda seni görüyorum anne. Şimdi bir kına daha vur ellerine. Senin mutluluğun olsun seni çok sevişim. Seni ummadığın dilemediğin ve bilemediğin kadar sevişim. Seni seviyorum anne. Seni seviyorum anne. Şimdilik selametle kal. Hele şu kınayı ellerine sür de. Annem, annem. Ellerin nerde?

İbrahim Şaşma
KARAMAN

TarihOkunma
Toplam1580
Pzt. 181
Cu. 151
Çrş. 131
Pzt. 111

 

Yorum ekle