18 Haziran 2018, Pazartesi

Geçmişte ve Günümüzde Cihad

 

Bir televizyon kanalında biri şarkı söylüyor. Arkasında erkek kız sıra ile dizilmiş çocuklar nakarat yapıyordu: “Allah için ölen şehitler ölmez…”

Sonunda dua ediyorlar: “Senin adını götürmek için şehit olanlar gibi eyle bizi...”

Hazreti Muhammed aleyhisselâm Mekke’ye gittiği zaman bir site devleti kurdu. Bu devlet lâik bir devletti. Bütün din mensupları Anayasaya davet edilmiş, onlar da katılmıştır. Hazreti Muhammed zamanında bütün Arabistan fethedilmiştir. Zorla dine getirme yerine İslâm’a girme yani barışa girme görülmüştür. Yani devlet aşamasına gelmeyen Arabistan devlet aşamasına getirilmişti. Savaşın yerini barış almıştır.

Ondan sonra Arabistan’ın dışındaki ülkelere fethedilmeye başlanmıştır. Kuzey Afrika halkı, Suriye halkı daha önceleri zorla Hıristiyan yapılmışlardı. İslâmiyet oraya girdiğinde halk kendi istekleri ile Müslüman olmuşlardı. İran halkı kendi isteği ile Müslüman oluyordu.

Horasan Valisi Haccac’ın buna canı sıkılmış, Ömer bin Abdülaziz’e mektup yazarak şikâyet etmiş: “Hıristiyan halk bedel vermemek için inanmadan Müslüman oluyor. İzin ver de Müslüman olanları sünnet olmaya zorlayayım. Böylece çoğu sözde Müslüman olmaz.”

Sultan şu cevabı verir: “Allah Muhammed’i sünnetçi olarak göndermedi.”

Sonra Abbasiler geldiler. Selçuklular ve Osmanlılar daha sonra sırayla hakimiyeti devraldılar. Dünyayı fethettiler. Viyana’ya kadar gittiler. Çin Seddi’ne kadar ulaştılar. Hükümdarlar bunu belki de kendi saltanatları için yaptılar. Ama halk onların arkasından Allah’ın emri olduğu için gittiler, cihad uğruna gittiler.

Onları Müslüman mı yaptılar? Hayır. İnsanların din hürriyeti için gittiler. Dinde zorlamayı kaldırmak için gittiler, lâiklik için gittiler. Askerler lâikliği götürdüler, din adamları âlimler de İslâmiyet’i anlatmak için gittiler. İsteyen Müslüman oldu, isteyen Hıristiyan kaldı.

Demek ki cihat demek, Allah’ın dinini dünyaya anlatmak demektir. Eğer bir ülkede lâiklik yoksa önce orası işgal edilir, lâiklik tesis edilir, sonra da İslâmiyet tebliğ edilir. Görevimiz biter, asla zorlama yapılmaz.

Peki, bugünkü durumumuz nedir?

Asıl bugün cihad yapılacaktır. Bugün artık dünyanın her tarafı lâikliği kabul etmiş ve dinin anlatılması serbest hâle getirilmiştir. Hemen hemen hiçbir ülke din hürriyetine karışmıyor. Buna en çok karşı çıkan Suudi Arabistan’dır, sonra İran’dır, sonra Türkiye’dir. Bununla beraber o ülkelerden Türkiye’ye insanları getirir ve eğitim yaparız. Buna hiçbir ülke yasak koymuyor. O halde bugünkü cihad artık savaş değildir. Ülkeyi korumak için savaşırız ama din için savaş yapmayız. Çünkü tebliğ serbesttir.

Bugünkü cihat nedir? Bunun için şunları yapmalıyız.

a)     Din çağın sorunlarını çözer. Çağın zulmünü ortadan kaldırır. Çağımızın en büyük sorunları işsizliktir, sömürüdür, faizdir. O halde bugün Kur’an’ın bu sorunu çözmüş olması gerekir. Herkese aş, herekse iş, herkese eş sağlayan İslâm düzenidir. Bunu sağlayan sistem Kur’an’ın mucizesi olacaktır.

b)     Kur’an’ın bu mucizesini göstermemiz gerekmektedir. Önce bir apartman, sonra bir belde kurmalıyız. “Adil Dünya Düzeni”ni göstermeliyiz. O beldede iş sorunu çözülmelidir. Her isteyen iş bulabilmelidir. Adil ücretli bir iş bulmalıdır. Herkese aş çalışmayanların, çalışamayanların da karınlarını doyurmalıyız. Kocasız kadın kalmamalıdır. Çalışan herkes evlenebilecek kadar kazanç temin etmelidir. Bunun yanında herkesin güveni sağlanmalıdır. Kişi suç işlemezse kendisini kimse rahatsız etmemelidir. Suç işeyenin de yakasından yapışan bir kamu kuruluşu olmalıdır. Bunu bizim beldemizde kooperatifin sayesinde sağlamalıyız.

c)     Cihadın üçüncü safhasında bir dil sitesi kurmalıyız. Bin dili tedris eden İslâmiyet’i bu diller tercüme eden, bu dillerdeki olanları Arapçaya çeviren siteler kurulmalıdır. Böylece dünyadaki lâiklikten yararlanarak Kur’an’ı insanlığa tebliğ etmeliyiz. Bu cihad İstanbullulara farzdır.

d)     Dördüncü olarak mala mal marketleri kurmalıyız. Tüm insanlığı herkese iş, herkese aş sistemi içine sokmalıyız. Deneylerimizi dünya ile paylaşmalıyız.

Deniz Feneri ve benzeri belki binlere varan hayır kuruluşları vardır. İsteyenler bu cihadın merkezi olabilmek için çalışmalıdır. Bu konuda çalışanlar varsa, onları bizimle işbirliği yapmaya davet ediyoruz. Bu cihattır.

Bu birliğimize karşı malum çevreler baskı yapacaklar ve bizi birbirimizden koparmak isteyecekler. Dayananlar cihadı yapmış olurlar.

Geçmişte bu cihada beraber çıkmış, yollarda birlikte yürümüştük. Ama hemen herkes baskıya dayanamayarak bizden ayrılmış, kendileri kendi başlarına başarıya ulaşacaklarını sanmışlardır. Bugün düşmanlarla yapılan işbirliği ve ilk arkadaşları ekmenin sonuç vermediği anlaşılmıştır. Gelin,  tevbe edin ve yine sıratı müstakime dönün. 

 

SÜLEYMAN KARAGÜLLE

TarihOkunma
Toplam1188
Pzt. 181
Cu. 152
Pz. 101
Cu. 081

 

Yorum ekle