21 Kasım 2017, Salı

Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan

 

Ramazan Ayı
Mağfiret ve Bereket Ayı
Onbir Ayın Sultanı
Hoş geldin Ya Şehri Ramazan

Ramazan ayı, şeytanların zincire vurulduğu, başının rahmet, ortasının mağfiret, sonunun da cehennemden kurtuluş olduğu Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından haber verilen bir aydır. On bir ayın sultanıdır. Diğer aylarda yapılan işlere bir sevap veriliyorsa, bu ayda bin, hatta otuz bin sevap verilir. Ümitsizlerin ümitli hale geldiği, ümitlilerin ümidinin arttığı, affın, rahmetin sağanak yağmurlar gibi üzerimize yağdığı bir aydır.

Allah Ramazan'ın dışındaki gecelerde bile semadan rahmet kapılarını açıp yeryüzü halkına (insanlara, cinlere) nida ederek; yok mu af dileyen affedeyim diyorsa Ramazan gecelerinde kim bilir ne nidalar oluyor ve ne af şölenleri yaşanıyordur!.. Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet edilen bir hadisi şerifte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: "kim inanarak ve sevabını umarak Ramazan gecelerini ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır"[1] Allah, gecesiyle gündüzüyle, bütün Ramazan Ayını hakkıyla değerlendirmeyi nasip etsin.

Ramazan ayı içindeki oruç, Hicret'in ikinci yılı farz kılınmıştır. Sağlıklı, gücü takati yerinde ve mukim olan herkese farzdır. Orucun, insan hayatı, toplum hayatı, insanın terbiyesi, Kur'an'ın inmesi ve Allah'ın Rab sıfatının tecellisi açısından pek çok hikmet ve faydaları vardır.


Ramazan'da, bütün mü'minler oruç tutarak, Allah'ın vermiş olduğu nimetlere karşı toplu bir şükür eda ederler. Toplu yapılan dualar, şükürler, ibadetler Allah katında daha makbuldür. Oruç da böyle kabule layık bir ibadettir. Oruç ibadetiyle beraber yapılan dualar, ibadetler ve çalışmalar Allah katında daha makbul hale gelecektir. Hayırlar artacak, rızıklar bereketlenecektir.

Şahsi olarak, insan nefsi Allah'ı unutmaya pek meyillidir. Oruç tutan kişi anlar ki, her zaman yediği halde şimdi kendini tutan biri var. Birisi için yemesini içmesini kesiyor. İşte burada sürekli Allah hatırda tutulur. Bu da bir ay boyunca Allah'ı anmak demektir.

Mide, büyük bir fabrika gibi her zaman çalışır. O çalışırken, diğer azalar ona itaat eder, onu dinler. Mide biraz istirahat etse, diğer azalar, mideye bağlı olmadıklarını, kendilerine has vazifelerinin olduğunu anlayıp, hepsi kendi lisanıyla Allah'ı zikre başlar. Bu da insan bedeninin hep birden Allah'ı zikretmesi demektir.

İnsan nefsi her zaman terbiyeye muhtaçtır. Rivayet edilir ki, nefsin komutanı olan şeytana Allah sorar: sen kimsin ben kimim? Şeytan, sen sensin ben de benim der. Allah türlü türlü azaplardan sonra tekrar sorar: sen kimsin, ben kimim? Şeytan aynı cevabı verir: ben benim, sen de sensin. Sonra onu aç bırakır ve aynı soruyu sorar. Şeytan bu kez şu cevabı verir. Sen benim Rahmet sahibi Rabbimsin, ben de senin aciz bir kulunum. İşte insan nefsi, ancak oruçla kendi acizliğini, kusurunu, küçüklüğünü idrak eder. Bundan dolayı da nefsinin hâkimiyetinden kurtulmak isteyen büyük insanlar, veliler, hep oruç tutarak nefislerini terbiye etmişlerdir. Tecrübelerle sabittir ki, nefislerin terbiye edildiği Ramazan ayında suç işleme oranları daha da düşer.

Toplum içinde insanların hepsi bir yaratılmamıştır. Kimisi fakir, kimisi zengindir. Çoğu zaman zenginler fakirlerin halinden anlamazlar. Çünkü tok olan, aç olanın halinden anlamaz. Sürekli yiyen insanın merhamet hisleri zayıflar veya ölür. Oruç insana, aç olan fakirlerin halini anlatır. Onlara karşı içindeki merhamet hislerini coşturur. Böylece zenginler, ekmeği aşı bol olan insanlar, fakirleri düşünerek, onlara merhamet eder ve zekat vermeye yönelirler. Fakirler de kendilerini düşünen zenginlere karşı hürmetli olurlar. Bu durum toplum içinde büyük bir denge meydana getirir.

Kur'an'ın inmiş olduğu ay olan Ramazan'da oruç tutan insanlar, dinlenen azalarıyla Kur'an'a kendilerini daha iyi verip, onu daha gönülden okuyup dinleyebilirler. Çünkü tok olarak Kur'an okumakla aç olarak okumak arasında çok büyük fark vardır. Daha içten ve adeta bütün azalarla okunan Kur'an, sanki yeniden iniyormuş gibi okunur. Bu durum, Ramazan'ın manasını daha iyi idrak etmemizi sağlar.

Başka zamanlarda okunan Kur'an harflerine bir sevap verilirken, Ramazan'da on sevaptan bin sevaba kadar verilir. Hatta Kadir gecesinde okunan her bir Kur'an harfine otuz bin sevap verileceği Hadislerde rivayet edilir. Sadece Kur'an okumak bu kadar bereketli ise, diğer ibadetler ne kadar bereketli olur düşünmek gerekir. Bin aydan daha hayırlı olan bu ayda insan, okuyacağı Kur'an'la, yapacağı ibadetlerle seksen senelik bir ömür yaşamış gibi sevap kazanabilir.

Allah, oruç tutanların sevabı bana aittir diyor. Demek ki, oruca Allah büyük sevaplar takdir etmiş ki onu hemen söylemiyor, kuluna sürpriz yapmak istiyor. Bu sürprizle kim karşılaşmak istemez ki! Bu vesileyle, herkesin Ramazan ayını tebrik eder, hidayete muhtaçların hidayetine, günahkârların affına, derecelerinin yükselmesine vesile olmasını Rahmeti sonsuz Rabbimiz'den niyaz ederiz. Dünyada yaşanan savaşların, kavgaların, Ramazan hürmetine bitmesini, insanların huzura, barışa ermelerini Yüce Mevlamız'dan bekleriz.

[1] Buhârî, teravih 1

 

TarihOkunma
Toplam1025
Sal. 211
Pzt. 201
Pz. 191
Cts. 183