26 Eylül 2017, Salı

Boa Yılanı ile Oğlak

 

Boa Yılanı ile Oğlak


Paris’te hayvanat bahçesindeki boa yılanlarına on, on beş günde bir canlı oğlak verilirmiş. Koca yılanın oğ­lağı nasıl yutacağını görmek için, o günlerde kafeslerin önü meraklı seyircilerle dolarmış.

Yine bir gün bu durumu görmek için halk bir kafesin önüne yığılır. Oğlağı içeriye salıverirler. Boa yılanı başı­nı diker, korkunç ağzını açar, avının üzerine yürür. Ama şaşılacak şey, oğlakta ne titreme ne bir haykırma, hiç korku belirtisi yok. Oğlak sırtını kafesin uygun bir yeri­ne vererek, kendini koruyucu bir durum alır, düşmanını bekler. Boa yılanı çatallı dilini oynata oynata yaklaşınca çevik oğlak gerilir gerilmez düşmanının avurduna hız­lı bir boynuz yerleştirir. Koca yılan şaşkın bir durumda geri çekilir. Avının karşısında bir süre onu süzdükten sonra ikinci saldırısını yapar. Oğlak bu sefer, öncekin­den hızlı ve çabuk birkaç boynuz vuruşu ile yılanı yara­lar. Yılan bu defa daha uzağa çekilir. Ama açtır. Kısme­tini yutmak için bir süre sonra yine atılır. Aynı sert ve çevik karşı koyuşu görür.

Yaban ormanlarında aslanların kaplanların kemikle­rini kıran boa yılanını bu oğlak; tam üç saat uğraştırır, kendini yedirtmez. Kapalı kafes içinde denk olmayan iki gücün çarpışmasını soluk soluğa takip eden halk bağır­maya başlar. ”Yeter artık, bu oğlak hayatını inanılmaz bir direnişle kazandı.” Hayvanat bahçesinin görevlileri oğlağı kafesten alırlar. Boynuzuna bu olağanüstü kah­ramanlık destanını belirten madalyayı asarak bahçeye salıverirler.

Bu oğlak, bu ünüyle hayvanat bahçesinde serbestçe dolaşma hakkını kazanmıştır. Halk artık boa yılanından çok, bu şaşılacak oğlağı görmek için hayvanat bah­çesine akın ederler. İşte bağımsızlık böyle bir şeydir. Fedakârlık ve üstün bir gayret gerektirir.

TarihOkunma
Toplam1970
Sal. 261
Pzt. 251
Pz. 241
Cts. 231

 

Yorum ekle