Hükema Sözlerinde Rastlanan Muvaffakiyetin Sırları-4

6 Şubat 2009 0 Yazar: Ayetullah Coşkun
11 Okunma

v     Müslüman olan, iman ettiği gibi ibadet edecektir. Bu şekilde kul olmayı bilen insan, yaratıcısının yanında izzet ve şeref sahibi olur.

v     İnsanların büyüklük ve küçüklük dereceleri, sözleriyle ve fiilleriyle ölçülür. Zira büyük adam, küçük iş yapmaz ve küçük söz söylemez.

v     Kişinin istikametle hareket etmesi, geçmiş hatalarına nedamette bulunması, nefsiyle mücadelede fedakarlık göstermesi, başarıyı sağlar.

v     Ömür her şeyi öğrenmeye yetmeyecek kadar kısadır. En doğrusu, öğrenmesi lüzumlu olan bir şeyin hayatımıza değer katmasını sağlamaktır.

v     Mes’ût olmak istersen, işlediğin günahlara tövbe et, yaptığın iyilikleri unut, dinde kendinden üstün, varlıkta senden aşağı olana bak.

v     Büyük felaketlere tahammül edebilmek için, büyük teselliler bulunabilir. Ama en büyük teselli Allah’a teslimiyettir, ona güvenmektir.

v     Hayatta iken öyle bir insan ol ki, namus, haysiyet ve vicdanınla yaptığın işlerden dolayı tamamen alnı açık olarak ahirete gidesin.

v     Ölümü hatırlamanın faydası üçtür; Çok tövbeye yol açar, çok ibadet ve taate sebebiyet verir, dünyalıktan da az şeye kanâat ettirir.

v     Bir anlık hiddet esnasında sabırlı olursanız, yüz günlük kederden yakayı kurtarmış olursunuz. ” Sabır acıdır, ama meyvesi tatlı ”

v     İnsan; ibadet, sabır, tevekkül(teslimiyet) ve tefekkür gibi dört hasleti uhdesinde toplarsa, yaşı ne olursa olsun mütefekkir olur.

v     İstikbalini sağlama bağlamak isteyen, bugünü dünden yarını bugünden düşünür. Elindekini saçıp savurmaz. itidal üzere hareket eder.

v     Muvaffak olan milletlerin sihirli değneklerinden bir tanesi de zaman mefhumunu çok iyi kullanıp vakitlerini değerlendirmeleridir.

v     Vefalı dostlardan alâkayı kesmeyiniz. Nimet ve bolluk vaktinde de onlar› hatırlayınız. Zor durumda kaldığınızda fayda görürsünüz.

v     Bir kimse nefsini veya organlarını namuslu kılarsa o kimsenin dünya işleri düzenli olur ve ahrette de ebedi saadete hak kazanır.

v     Nefisle mücadele edip şehvetini ve arzularını kırmak, kâmil bir insan olabilmenin ön koşuludur. ” Nefsini yenen dünyayı yener ”

v     İyi arkadaşlarla düşüp kalkmak, en iyi kitapları okumak ve bunlarda bulduğumuz güzel şeyleri taklit etmek bizi başarıya götürür.

v     İnsanların İslâm şerefi ile müşerref olmaları, nefislerini kurtarmakla beraber, içinde yaşadıkları toplulukları da kurtarırlar.

v     Hastalık hususunda tedbir alıp, kadere iman  ile rahat yaşayıp, işi Allah’a (c.c.) havale edip, tevekkül sahibi olmak lazımdır.

v     İş yerinde olsun, hayatta her hangi bir uğraşta olsun başarılı olmanın bir numaralı sırrı şudur. İnsanın yaptığı işi sevmesi…

v     Başarıya ulaşmada tereddüdün ve acımanın yeri yoktur. Bir şeye karar verince  yürüme1iyiz, tâ ki, amacımıza kavuşuncaya kadar.

v     Sabahleyin kaybedeceğin bir saatin, bütün gün zararını çekersin. Öyle ise, erken kalk, kalkınca işlerini düzene ve sıraya koy.

v     Hayat yolunda arkadaşlar edinmeyen, eninde sonunda yalnız kalır. Çünkü “yalnız taş duvar olmaz, yalnız odun yalvarsan yanmaz.”

v     İnsanlar ferdi olarak çalışırlarsa muvaffak olamazlar. Onun için atalarımız “Bir elin nesi var iki elin sesi var” demişlerdir.

v     Allah, âlimlere amellerini birleştirmiş olmaları yani ilmiyle amelini birleştirmek bakımından daha çok mertebelere yükseltir.

v     Takva ehli olan akıl sahiplerinden başkasıyla muhasabet-sohbet etme, zeki alimden başkasıyla muaşeret etme. (beraber olma)

v     Hayat ne devamlı yas günü, ne de devamlı bayram günüdür. Bunlar gelip geçici şeylerdir. Hayat; iş, ibadet ve hizmet günüdür.

v     En büyük hayat düsturu şudur: Her hususta bugün dünden iyiyim, yarın bugünden daha iyi olacağım şuuruyla hareket etmektir.

v     Hür olmak istiyorsan, nefsine hükmedecek kudrete sahip olabilmelisin. Eğer bu kudrete malik değilsen nasıl hür olabilirsin?

v     İlim tahsilinde hâfızanın kuvvetlenmesi için, az yemeli, gece ibadetine kalkmalı, Kur’an-ı Kerimi yüzüne bakarak okumalıdır.

v     İçinde çalışmak, bir şey başarmak için hiçbir arzusu olmayan, daimi bir istirahat dileyen bir insan için ölüm başlamıştır.

v     Hesapsız kazanan, programsız sarf eder. Kazancın hesaplı, harcaman programlı olsun. Ölçülü hareket et, ele muhtaç olmazsın. “Masraf helal, israf haram.”

v     Halinden hoşnut olan kimse, huzur içinde yaşar. Fakat hırslı olanlar, ömürlerini yorgunluk ve tatsızlık içinde geçirirler.

v     Sen kendini düşünürsen başkası da kendini düşünür ve sen yalnız kalırsın. Kişi, huzura kavuşturduğu gönüller kadar huzurlu olur.

v     Herkesin size destek ve faydalı olmasını istersiniz, o halde, herkese karşı nezaketli davranın ve faydalı olmaya çalışın.

v     Ey Müslüman; tecrübe et…Üç gün sadaka ver, dördüncü gün A1lah’ın sana bir taraftan daha fazlasını verdiğini göreceksin.

v     Her yüce ideâl ve yüksek mefkûre, sistemli düşünce ve sıhhatli bir planda varlığa erer. O halde azim ve ideâl sahibi ol.

v     Resûlullah (sav)’ın yaşanmak için getirdiği İslâm dinini gerçek anlamda yaşayabilenler mutluluk yolunu bulmuş demektir.

v     Yükselmek, yücelmek ve güçlenmek için tek çare, durmadan faydalıyı okumak, durmadan yazmak ve durmadan çalışmakla olur.

v     İnsanın acele etmeden, tedbir ve teenni ile işlerini yapması, sonuçta insanı iyiliğe, güzelliğe ve başarıya ulaştırır.

v     Bir kimse hem gündüzleri çalışır hem de ibadetini yaparsa, hayâlinden geçen ve geçmeyen, her türlü muradına nail olur.

v     Her insanın yükselmesi, terakki etmesi için çalışması esastır. Ancak, işinde sebat eden hem muvaffak hem de aziz olur.

v     Hayatta muvaffak olmak için kişi cesaretli, kendine itimatlı, zorluklara tahammüllü ve işine karşı sebatkâr olmalıdır.

v     İyi konuşan bir insan olmak mı istiyorsunuz? Öyle ise iyi dinlemesini öğreniniz. “İlgi görmek, ilgi göstermekle olur.”

v     Kitlelerle aranızdaki bağ, pamuk ipliği kadar incelse bile, siz onu koparmayın. Sizi er geç hedefinize ulaştıracaktır.

v     Allah’a (c.c) iyi sarılan insanlar, Rabb-ül âlemin’in her zaman her çeşit lütfuna, ihsanına, bağışına mahzar olurlar.

v     Allah (c.c) sana az vermiş azla deniyor, başkasına çok vermiş çokla imtihan ediyor. Öyle ise hakkına razı ol, haline şükret. “Azı bilmeyen, çoğu hiç bilmez.”

v     Cimri olan kimseyi asla meşveret meclisine koymamalıdır. Seni kastından -maksadından- uzaklaştırır. Fakra davet eder.

v     Tevâzû iyi şeydir; ancak ölçülü olmayan tevâzû, şahsiyeti siler. Ve sen kendini küçümsediğin gün, davayı kaybedersin.

v     Faziletli bir yaşayış, ilim, irfan ile müzeyyen olur. İlim ve irfan ise, okumakla kaimdir. Yani okumakla elde edilir.

v     Bitip tükenmek bilmeyen bir iradeye sahip olmak istiyorsan kültüre dört elle sarıl; zîra bilgi iradeyi takviye eder.

v     Bir milletin gelişip ilerlemesi, o millet fertlerinin fikrî ve hissî sahada eğitim ve terbiye görmelerine bağlıdır.

v     Aklı başında olan kimse, zamanını iyice anlamalı, hal ve işine düşkün olmalı her an için dilini muhafaza etmelidir.

v     Dünyada en feci iflas insanın şevk ve gayretini kaybetmesidir. Bunları kaybetmeyen insan yeniden muvaffak olabilir.

v     Rızkın helal, yemeğin temiz olsun. Çünkü rızkı helal olmayanın zikrinde, fikrinde, ilminde feyiz ve bereket olmaz.

v     Hayatınız intizamlı olsun; çünkü, intizam aklın selameti, bedenin sıhhati, beldenin asayişi, devletin emniyetidir.

v     En mes’ût insan, başkalarının halinden ibret alarak kendisini doğru yola çevirip hayatına çeki düzen veren kişidir.

v     Huzursuzluk insan sağlığına ne derece zararlı ise, huzur ve mutluluk insan sağlığının bitmez tükenmez hazinesidir.

v     Allah’ü Teâlâ, Dâvûd (a.s.)’a şöyle vahyetti; “Ya Dâvûd, sıkıntıya karşı sabret ki, Allah’ın yardımı sana gelsin.”

v     İnsanın kendisini kurtarabilmesi için, hayatın müşkülleri ile mücadele etmesi ve tehlikeleri göze alması gerekir.

v     İnsan tebessümlü olmalı, çünkü gülümseme, evde saadet, işyerinde sevgi, bağlılık ve muvaffakiyet meydana getirir.

v     Kendi iradesini kullanmayıp daima, başkalarının reyiyle hareket eden kimse, hiç bir teşebbüsünde muvaffak olamaz.

v     Nefislerinizi şehvetlerin kirlerinden temizleyiniz ki, yüksek derecelere nail olasınız, ve gönül gözünüz açılsın.

v     Az konuş, çok dinle; çünkü çok konuşmak insanın ruhunu öldürür. Düşünmeden konuşma ve sonuna bakmadan iş yapma.

v     Herhangi bir hususta sevdiğinizi, aradığınızı bulamazsınız, bulduğunuzu sevmeye çalışınız, onunla iktifa ediniz.

v     Tevhide ulaşmadan, doğruluğa sarılmadan huzurlu ve mutlu bir hayata kavuşmamız rûhen ve bedenen mümkün değildir.

v     Kin tutarak herkesle cenk etmektense, kerem göster ki, âlemi hükmün altına alasın. Aksi halde düşman kazanırsın.

v     Erkekte akıl ve hikmet, kadında sabır ve yumuşak başlılık, ailede uyuşmanın devamını sağlayan başlıca değerlerdir.

v     Akarsu, ne güzel hayat dersidir. Küçük engeller üzerinde köpürür, büyük engellerin yanından sessizce geçiverir.

v     Ömrünü günde üç bölüme ayır: Bir bölümünü ilme, bir bölümünü amele, bir bölümünü de nefsin haklarına tahsis et.

v     Saâdete, karşımıza çıkmasını beklemekle değil, bilakis karşısına çıkmakla varılır. Bunun için de gayret ister, çaba ister.

v     Saadet herkesin ocağında yetişir, başkalarının bahçesinde değil! Kendi evinde intizamı sağla, mesut yaşarsın.

v     Huzurlu olmak için, geçmişteki tüm kötü hâdiseleri unutmalıyız. İkide bir hatırlayıp huzurumuzu bozmamalıyız.

v     Her gün bir ayet, bir hadis, bir hikmet ve bir dinî mesele öğrenen kimse, ilerde büyük bir din bilgini olur.

v     Ahlâkı düzeltmek için, kötüler ve kötülüklerden değil, daima iyiler ve iyiliklerden bahsedip özendirmeliyiz.

v     Dünya malına olan sevgiyi, Allah sevgisinin çok altında tutabilen kimsenin gönlünde âhiret sevgisi yer eder.

v     Dünya ve ukba da en büyük saâdet, etrafını aydınlatma uğrunda bir mum gibi yanıp eriyen Hak yolcularınındır.

v     Kendimizi aynaya bakarak değil, insanlara bakarak düzeltmeliyiz. O zaman kötülerden de iyilik öğrenebiliriz.

v     Dûa, ümit kaynağıdır. Allah’a dûa etmekle, Rabbimizden keremler, lütûflar ile af ve mağfiret dilemiş oluruz.