Hükema Sözlerinde Rastlanan Muvaffakiyetin Sırları-2

6 Şubat 2009 0 Yazar: Ayetullah Coşkun
11 Okunma

v     Görüşün, düşünüşün, davranışın, yaşayışın tercihin, sevmen veya kızman, desteklemen veya engellemen, emrin veya nehyin, konuşman veya susman, imanı bir hakikate dayansın, ulvî bir gayeye yönelik olsun.

 o zaman aktif ve enerjik bir Müslüman olursun.

v     Lisan, insanın elinden tutan bir değerdir; çünkü lisan, iki ayrı milletin aynasıdır. Lisan okyanusun üzerine köprü kurmak gibidir. “Bir lisan bir insan yerine geçer” derler. Lisan öğrenmek, kıymeti sayılamayacak kadar çok olan bir nesnedir.

v     Bayağı insanların mahallesinde oturma, ayak takımı ile düşüp kalkma, havâ-î kişiler arasında gezme, edepsizler ile sohbet etme! Daima aklı başında irfan sahipleri ile otur kalk, bu gibi kişilerle sohbet edenlere kötülük gelmez.

v     İnsan gibi yaşamak isteyen her insanın neşeli olabilmesi için evvela madde hırsını hafifletmesi ve manevî yola doğru direksiyon kırması gerekir. Bu ruhi değişikliğin benimsendiği anda neşenin pınarını, insan kendi içinde bulur.

v     Bir işe girişmeden önce, onu yapabilip yapamayacağını iyice düşün; eğer yapamayacaksan hiç başlama. Fakat bir kere de karar verip işe giriştin mi, artık onu mutlaka tamamlamaya gayret et, bazı defa “inat da bir murattır” derler.

v     Fertlerin ve milletlerin hayatında başarının sırrı çok çalışmaktır. Çalışmak, sadece başarının değil, aynı zamanda sağlığın sırlarını da içinde bulundurur. Çalışan insan, hem kendisi hem de milleti ve insanlık için hizmet eder.

v     Bir insanı  mutlu eden en önemli duygulardan biri de başladığı bir işi bitirdiğini görmekten duyduğu sevinçtir, işte bu sevgi, haz ve mutluluğun kaynağı devamlılık, sabır ve azimdir ki insanı yeni çalışma ve araştırmalara iter.

v     Verdiği sözü yerine getirmeyen insan, hayatta çok şeyi kaybeder, hiçbir başarıya ulaşamaz. Bu bakımdan, değil yapamayacağımız, yapabileceğimiz-den az da olsa şüpheli olduğumuz konularda bile söz vermeden önce, çok düşünmeliyiz.

v     Dürüst olmak, hayatta başarılı olmanın başta gelen sırlarındandır. Her işte olduğu gibi ilim yolunda olan kimse de kötülüklerden sakınıp ilmin temiz havasına girmeli, ondan zevk alıp başka küçük zevklerin peşinde koşmamalıdır.

v     Bir gencin hayatta başarıya ulaşabilmesi için, her şeyden önce karşısındakilere emniyet telkin etmesi gerekir. Onunla konuşanlar kendisine güvenmeli, sözlerini kuşkuyla karşılamamalıdır. Bu da doğruluktan ayrılma-makla olur.

v     Merak, alâka ve hislerimizi galeyana getirmekle başarılmayacak hiç bir iş yoktur. Merak ve alâka arzuyu kamçılar. Arzu kamçılandıkça, önüne çıkan engelleri atlayarak geçer. Kabiliyet hevesi, heves de arzuyu meydana getirir.

v     İnsan çalışmak ve hareketli olmakla, iç alemini dış alemle ifade etmeye muktedir olacaktır. Biz böyle bir insana iradeli ve faal bir şahsiyet deriz. Düşündüğüne şekil ve ifade vermekle, kişi başarı hırsını ateşlemiş olur.

v     İnsanın  sıhhati huzur ve saadeti onu yaratan Allah tarafından konmuştur. Allah’ a ve Resûlüne itaat, yani, emirlerine uymak, yasaklardan sakınmak; ya buna uyar huzur buluruz veya endişeler içerisinde çırpınıp mahvoluruz.

v     İster yağmur yağsın, ister seller aksın, ister gök gürlesin, isterse şimşek çaksın; kendine güvenerek başladığın her işi, manevî bir inancın ve güvenin varsa elbette başaracaksın, yeter ki yılma, azimkâr ve sebatkâr ol.

v     Dinç ve sağlıklı kalmanın yolu, kuvvetli iman, ibadet ve disiplinli bir çalışma ile elde edilir. Çünkü çalışmak sıkıntı değil, bir zevk ve eğlencedir. Çalışan bahtiyardır. Onun için atalarımız: “İşleyen demir parıldar.” demişlerdir.

v     Muvaffak olmakta tevâzûun rolü büyüktür. Hâl ve hareketinde hafiflik olmayacak! Zevzeklik etmeyip ağır başlı, olgun olacaksın! Konuşmaların samimi olacak, muhatâbının değerine göre kıymet vereceksin. Asıl tevâzû işte budur.

v     Müslümanlar olarak gerek ferdi, gerek içtimâî hayatımızın selâmeti ve yükselmesi için neler lâzımsa onları temine çalışmalıyız. Biz bu suretle hareket edersek, Cenab-ı Hak’ta bizleri her cihetten başarıya mazhar kılar.

v     Yurdunu ve mensup olduğun toplumu yakından tanıyabilmek, hayatın her türlü iniş ve çıkışlarını, sinir ve rûh muvazenesini bozmadan karşılayabilmek ve bunlara uyabilmek için hayatın her türlü yüzüne aşina olmak gerekir.

v     Başarısızlığı başarı kabul etmeyen başarıya ulaşamaz. Çoğu zaman başarının yolu, başarısızlıktan geçer. Her insan başarısızlıktan ders almalı ve geleceğe ona göre hazırlanmalıdır. Böylece ümitsizliği de yenmiş olur.

v     Aklını kullanan, doğru olan, saygılı olan, insanları seven, görevini ciddiyetle yapan, bilgisini artırmak için günde birkaç saat kitap okuyan, güler yüzlü, samimi, arkadaş canlısı insanlar mutlaka başarılı olurlar.

v     İnsan her şeyden önce, imanlı ve iyi huy sahibi olmaya çalışmalıdır. Dünyada huzura kavuşmak, kardeşçe yaşayabilmek, ahirette sonsuz azaptan kurtularak ebedi nimetlere, saadetlere kavuşmak ancak güzel ahlâkla olur.

v     Hadiselerin doğuş ve neticeleri karşısında zuhur edebilecek büyük elem ve teessürleri, kızgınlık haline getirmemeliyiz. Sabretmeliyiz. Zira sabır; müminin en büyük silahıdır, muvaffakiyetini temin edecek unsurdur.

v     Sevgi, toplum hayatında anlaşmayı, birliği ve kardeşliği sağlayan, adaleti kökleştiren, milleti bir vücut haline getiren, her türlü kalkınma ve ilerlemeye imkan veren nedenlerin başında gelen tılsımlı bir bağdır.

v     Yirmi üç yaşındaki bir gencin muvaffakiyetindeki sırların başında Hz. Fatih Sultan Mehmet’i yetiştiren ailenin büyüklüğü gelir. Bu aile, seri halde birbirinden büyük cihangirler yetiştirmiş bir “İslâm-i ailedir.”

v     Her kişi, ailede babayı, talebelikte öğretmen ve hocayı, sanatta ustayı, memurlukta amiri, işçilikte işvereni ve müdürü, askerlikte kumandanı birer büyük ve mukaddes bilerek hürmet ederse, hayatta muvaffak olur.

v     Bir büyük zat gibi olabilmek için, onun gayretini göstermek, o şahsın eserlerini okumak, o kişinin okuduğu eserleri okuyarak tatbik etmek ve onun kabiliyetine sahip olmak lazımdır ki biz de yol kat etmiş olabilelim.

v     İnsanın hayatta iki hedefi olmalıdır. Birincisi, istediğini elde etmesi veya istediği mevkie erişebilmesi, ikincisi ise elde ettiğinden istifade etmesidir. Ancak en akıllı kimseler bu sonuncu hedefe ulaşabilir.

v     Bir işe başlamak veya başlayıp da başarmak istediğinizde acele etmeyiniz, teenni ile hareket ediniz; çünkü acelede nedamet vardır. Hak aşığı demiş ki :

“Dilediğin her şeye sabırla kavuşursun,/ Takva ile demiri yumuşamış   bulursun.

v     İnsanları şiddetten çok, güzel sözle yönetmenin daha iyi olduğunu hep hatırda tutmalıyız. Görmek için gözlerini, işitmek için kulaklarını iyi aç, işitmeyen ku1ak sahibine, duymayan vicdan cemiyete zarar verir.

v     İdareciler; toplumun hareket hürriyetini gerçekleştirebilmek için en doğru yol olarak, kötü ihtimalleri önleyici tedbirleri önceden almak ve kontrol zarureti olduğu takdirde, bunu milletine hissettirmeden yapmaktır.

v     Kalpte doğruluk ve iyilik varsa, karakterde güzellik olacaktır. Karakterde güzellik olunca, evde tatlılık olur. Evde tatlılık olunca millette düzen olacaktır. Millette düzen olunca da dünyada sulh olacaktır.

v     Terbiyede başarının anahtarı kızmamak ve kızdırmamaktır. Soğukkanlılıkla alınan tedbirler daima yerindedir. Sinirlenilerek alınan tedbirler ise her zaman için yersiz ve tesirsiz olur, bir şey elde edemeyiz.

v     Neşeli bir insan, neşeli bir aile, neşeli bir nesil ve nihayet neşeli bir millet olabilmek için, bilgiye ihtiyacımız olduğunu ve bildiğimizi tatbik etmemiz gerektiğini unutmamalıyız, hep hatırda tutmalıyız.

v     Sıhhatli yaşamak için şu üç şeyi yapmalı:

         İnsan seyahat ve ziyaretler yaparak, gönül kazanıp, duâ almalı,

         Allah’ı çok zikretmeli, günlük dua ve zikirlere devam etmeli,

         Teheccüde-gece namazına kalkmalı,

v     Milletinize veya insanlığa yapılacak büyük vazifeleriniz ve bu vazifeleri yapmaya azminiz ve ideâliniz varsa, yaşınız ve haliniz ne olursa olsun, Allah (c.c.) size bu vazifeleri yapacak imkan bahşedecektir.

v     Alimler tok gözlü ve doğru sözlü olmalıdırlar; âlim, gani gönüllü ve dünyalığa kıymet vermediği müddetçe izzet ve heybetini muhafaza eder. Dünyalığa düştüğü zamanda itibaren zelîl olur, alçalır, horlanır.

v     Ey kardeşim kulak ver, sâadete kavuşmak,/Resûle uymak ile elde edilir ancak.         Ona tabî olanın vardır beş alâmeti,/Birincisi odur ki hiç öfkelenmemeli.

v     Maddî ve manevî işleriniz hususunda yol kat etmek istiyorsanız, gönüllerini Allah Resûlüne bağlamış kimselerle haşir neşir olunuz, onların dualarını alınız, öğütlerini dinleyiniz, sohbetlerine katılınız.

v     Kişi, akranıyla uçar; arkadaş ve dost olacağın kimsede arayacağın şart; çalışkanlık, dürüstlük ve iyilikseverlik olsun. Bu meziyetleri olan kişi iyi insandır; çünkü, “kuş kanadıyla, insan kavmiyle uçar.”

v     Yolunu bilen her güçlüğü yenebilir. Azmin elinden kurtuluş yoktur. Engeller, azimli insanları muvaffakiyet yolunda kamçılayan mânevî kuvvetler olduğu için, azmi hiç elden bırakmadan gayret göstermelidir.

v     Mühim ve büyük hizmetlerin, hayırlı işlerin çok muzır manileri olur, şeytanlar o hizmetin hâdimleri ile çok uğraşırlar. Bunlar Müslüman ı yıldırmayıp aksine her türlü meşrû çalışmalarına hız vermelidir.

v     Bulunduğun yer ve vazifeni yadırgama, küçümseme. Çalıştığın yerde ilmî ve fıtrî kabiliyetin takdir edilmeyebilir. Bu seni asla ürkütmesin. Tabiî ki, bedenî kabiliyet alkış, ilmî kabiliyet alâka bekler.

v     Herkes sağlığını korumak zorundadır. Ufak tefek rahatsızlıklara karşı en _ iyi korunma yolu; sağlam bir vücut, mutlu bir hayat, kadere iman ve m_ukadderata boyun eğm _ektir. En iyi sağlık yolu budur.

v     İnsan iyi düşünecek olursa her muvaffakiyetin, her kemâlin ve bütün faaliyetlerin anasının, sabır denilen güzel huy olduğunu görecektir. Kur’an-ı Kerimde “sabır” kelimesi 102 ayette geçmektedir.

v     Güçlü ve dengeli hayatın nazımı ferdî ve millî ideâllerdir. İdeâlsiz insan ve toplumlar denize atılan başıboş (serseri) mayınlar gibidir. Ne kendisine, ne de atana bir fayda düşünülebilir mi ?.

v     Hayatımızın her noktasında, örneğimiz ve önderimiz Peygamber efendimizin “Besmelesiz başlanan işten hayır gelmez.” işaretine uyarak her işimize besmele ile başlamayı kendimize şiâr edinmeliyiz. “Çek ki besmele, işin rast gele”

v     İnsan eğer  Allah’ ın emrine, Kuran’ın gösterdiği yola, Peygamberin sünnetine sımsıkı sarılırsa, dünyada gönlü ferah olur, ahi rette de alâ-yı illiyyine (en yüksek mertebelere) çıkar, yükselir.

v     Terbiyede başarının sırrı takiptir. İyi hareketlerin takdir, kötü hareketlerin ikazlarından vazgeçilmemeli ve ısrarla takip edilmelidir. İnsanlarda iyi alışkanlıklar ancak bu şekilde kökleşir.

v     Hayat mücadelesinde cesaret, açık yüreklilik ve neşeden meydana gelmiş bir tutumunuz olsun. Doğru yolda düşünmek, göreceksiniz. gayeye ulaşmanıza yardım edecek ve sizi hedefinize götürecektir.

v     Milletçe kalkınmamız, bize dünümüzü, bugünümüzü ve yarınımızı, bir bütün halinde kavrayacak ve kavratacak şuurlu, namuslu, mümin ve milliyetçi çağdaş bir kadroya kavuşmakla mümkün olacaktır.

v     Dünya işleriyle yıpranan bedenler, yorulan dimağlar, günahlarla boğulan ruhlar, ancak feyizli gün ve gecelerde Yaradan’ a yönelmek ondan af ve bağış dilemekle dinlenme imkanı bulmuş olurlar.

v     Kalpte doğruluk ve iyilik varsa, karakterde güzellik olur. Karakterde güzellik olunca evde tatlılık olur. Evde tatlılık olunca millette düzen olur. Millette düzen olunca dünyada sulh olur.

v     Pişmek, olgunlaşmak için bazen dert ve sıkıntı çekmek gerek, hiçbir sıkıntı çekmeyen insanlar, başıboş, tahammülsüz, başarısız bir insan olarak önce yakınlarına sonra topluma yük olurlar.

v     Çalışmalarımızda şuurlu ve azimli bir gayretle her güçlüğe tahammül etmek, verdiği kararı sebatla sürdürmek ve sonuca emniyetli bir şekilde ulaşmak için etrafına güven sağlamış olmalısın.

v     Çevresindekilerle ilgilenmeyen idareci, hayatta en çok güçlükle karşılaşan ve başkalarına en çok fenalık yapan kişidir. “Merhamet ediniz ki, merhamet olunasınız” hadis-i bunu teyit eder.

v     Hayatta muvaffak olmak demek, doğruluğun ve namusluluğun gösterdiği yolda yürümek suretiyle hedefe varmak demektir. Onun için insana yaraşır en güzel yol, doğruluk ve namusluluk yoludur.

v     Kişi, bütün kötülüklerden kurtulunca, “insan-ı kâmil” olur. Gaflet ve dalalette olan insan, cemiyetin içinde zararlı iken, manevîyatının yükselmesiyle iyi insanların başı bile olabilir.

v     Âlemlere örnek olarak gönderilen yüce Peygamber (sav)’in emir ve tavsiyelerine gönülden bağlanmanın dünyevi ve uhrevi  işlerimizde çok büyük başarının sırrı olduğunu hatırda tutmalıyız.

v     Dünya ve âhiret saâdetimizin mühim bir kısmı, hayatımızın mühim bir bölümünü geçirdiğimiz aile yuvamızdır. Bunun devamı ise, yuvamızı bir “cennet köşesi” haline getirmemizle mümkündür.

v     Bir işte muvaffak olamadığımız zaman, ümitsizlik bizi yok edebilir. Öyle ise ilk işimiz, her konuda ümitsizlikle mücadele etmek, kendimiz ve çevremizin ümit ve imanını canlı tutmaktır.

v     Çevresiyle sık sık çekişip münakaşa edenlerin dostları da az olur. Dostlarının hem çok hem de vefalı olmasını arzu eden kimse, onlarla gereksiz münakaşalardan kesinlikle kaçınmalıdır.

v     Zamanının usûl, erkân ve tarzını iyice öğrenmeye bak. Bulunduğun bir toplulukta, etrafındakilerin nabzını yokla ve zemine, zamana uygun şekilde konuşmayı bil ve ona göre hareket et.

v     Her kim bir şeyi ararsa bulur. Her kim bir kapıyı çalarsa açılır, içeri girer ve aradığını da bulur. Ciddi çalışan bir kimse de maksuduna kavuşur, neyi murat ediyorsa ona nail olur.

v     Hayat boyunca kendi işlerini kendileri yapmaya çalışanlar, adam olmak yeteneğini kazanırlar. Başkalarının yardımı ile kendi işlerini gören acizlere yarım adam demek daha doğru olur.

v     Her mesleğin kendine mahsus bir sırrı vardır. Bunu yalnız ustasının bilmesi icabeder. Başkası bildiği zaman değeri kalmaz. Biz de sırlarımızı muhafaza ederek sabra alışmış oluruz.

v     Herkesi güler yüzle karşılamak, her insana iyilikte bulunmak, hep uzlaştırıcı olmaya çalışmak, davranışlarda sürekli samimi olmak, insanlar arasında sevilmenin altın kurallarıdır.

v     Günden güne kazanacağımız yeni yeni bilgilerle kendimizi tazelemeye ve okuma sevgisini her an canlı tutmaya çalışmalıyız. Bunun için en önemli şey, zamanımızı değerlendirmemizdir

v     Hak yolunun bütün yo1cu1arı, kendilerini uyaran âlimler, ârifler, âbidler, üstatlar ve sadık dostlar sayesinde ahlâkî rezilden kurtulup insan-ı kâmil mertebesine yükselmişlerdir.

v     Her şeyi tenkit, her şeye itiraz bir yıkma hamlesidir. İnsan bir şeyi beğenmiyorsa, daha iyisini yapmaya çalışmalıdır. Yıkmaktan harabeler, yapmaktan da mâmûreler meydana gelir.

v     Kâinat adını verdiğimiz hikmetlerle dolu şu alemin sayfalarını ibretle oku, bak Hakkın kalemi neler yazmış gör, anla ve tefekkür et. İmanın kuvvetlenir, amellerinden tat alırsın

v     Büyükler bir şeyler yaptılarsa, bir şeyler keşfettilerse, her şeyden ve herkesten önce, onları bu yola sevk eden terbiyeci analarına şefkat ve sevgi dolu eşlerine borçludurlar.

v     Vücudun  çeşitli organlarıyla tattığı çeşitli zevkler vardır. Bunların en tatlısı beyin ile alınan lezzettir. Yani derslerden alınan zevktir. ilim tadı, zevklerin en büyüğüdür.

v     Bir insanın bir konu üzerinde gelişmesini istiyorsanız, onun o konu üzerinde özel bir kabiliyeti varmış gibi davranınız ve onu buna inandırınız. Bir adam yetiştirmiş olursunuz.