Pazar, Mart 3

Sait Çamlıca

Sınav stresi ile nasıl mücadele edilir?

Sait Çamlıca
Bir yıllık hazırlık sürecini tamamlayan yüzlerce öğrenci Pazar günü üniversite sınavlarına girecekler. Sınav hazırlık sürecinin zorluğunu atlatmış olsalar bile, sınavın yaklaşmış olmasından dolayı birçok öğrenci ve ailesi büyük bir stres yaşıyor. Sınav günü öğrencilerin önündeki en büyük engellerden birisi soruların zorluğu değil “sınav stresi” oluyor maalesef. Sınav öncesi yaşanılan stresi atlatmaktan için anne, baba, öğretmen veya arkadaş desteğiyle rahatlama imkanı olsa bile, sınav anında öğrenci kendisiyle baş başa kalıyor. Adına ister stres deyin ister kaygı deyin isterseniz heyecan. Öğrencilerin bilmeleri gereken en önemli şeylerden bir tanesi de, yaşadıkları bu stersin çok doğal bir duygu olduğudur. Sınav stresini tamamen yok etmek diye bir şey yoktur! Heyecan yaşamak (stres) başar

Peygamberimizin en büyük mucizesi!

Sait Çamlıca
Alemlere rahmet olarak yaratılan Efendimiz hakkında, yerli yabancı yüzlerce yazar, kitap yazıyor. Birçoğu kendini tekrar etmekle beraber, kitapların çok olması beni sevindiriyor. Ancak birçok kitabın Peygamberimizin sülalesine, akrabalarına, savaşlarına veya mucizelerine çok fazla yer ayırdığını düşünüyorum. Peygamberimizin sülalesinin isimlerini ezberlemek veya bilmek, kimseye bir şey kazandırmaz. Hatta sevap yada günah kategorilerine bile girmez bu bilgiler. Peygamberimizin katıldığı savaşlardan, hayatımıza dair çıkartılacak dersler dışında ki bilgilere, sadece uzmanların ihtiyacı vardır. Birçok Müslüman için, hangi savaşa kaç kişinin katıldığı, hangi savaşta kaç kişinin şehit olduğu gibi bilgiler bir şey ifade etmiyor. Bildiğimiz mucizelerden çok daha olağanüstü mucizelere sahip olmuş

Yerli Otomobile Gerek Yok mu?

Sait Çamlıca
  Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç ‘Yerli otomobile gerek yok!’ demiş. Medyada yer alan açıklamalarını okuyunca ‘Güler misin ağlar mısın?’ dedim kendi kendime. Milletin gözünü n içine baka baka yanlış yönlendirme yapıyor. Bunu da kasıtlı ve bilinçli yaptığını herkes biliyor. Maliyet hesabı yapmaktan bahsediyor Koç ailesi. Şayet mesele, sadece maliyet hesabı ile olsaydı, ‘Çin Malı’ araçlara rağbet etmemiz gerekiyordu. En ucuz maliyet onların.  ‘Çinlilerin arabaları daha ucuza geliyor. Biz araba üretmeyelim’ diyen bir ülke var mı dünyada? Bu cümleyi kuran bir tane Alman işadamı duydunuz mu? Bu cümleyi kuracak işadamını, ihanet ile suçlar Almanlar. Devrim arabaları! Devrim arabalarının başına gelenleri, okumanızı tavsiye ederim. Devrim arabası ile ilgili film bile yaptılar. Anc

Kur’an’ın Sesi mi, Sözü mü?

Sait Çamlıca
Bir konferans öncesi, güzel bir Kur’an ziyafeti verildi. Kur’an okuyan arkadaş, gerçekten çok etkileyici okuyordu. Salonda bulunan herkes kadar, bende etkilendim. Sağımda solumda oturan büyükler, okunan Kur’an ile cezbeye kapılıp tekbir getiriyordu. O gün, bu başlığı atma ihtiyacı hissettim. Elbette Kur’an’ın sesi her Müslüman’ı etkiler. Sadece sesi değil, Kur’an’ın varlığı bile hepimiz için önemlidir. Her Müslüman’ın evinin baş tacıdır Kur’an. Ancak Kur’an’ın varlık sebebi, evin baş köşesine koyulacak bir süs eşyasıolması değildir. Kur’an, yaşadığımız hayatın baş köşesine konulursa, varlık sebebi hayatımızı düzene koyacaktır. Elbette Kur’an’ın sesi bizi etkileyecek. Ancak Kur’an’ın varlık sebebi bu değildir. Kur’an’ın sesi değil sözü bizi etkilerse, varlık sebebi yerine gelmiş olur.

Camiler Çocuk Açacak

Sait Çamlıca
Bu hafta camilerde yaz kursları başlayacak. Diyanet İşleri Başkanlığı, yaz kursu afişlerinde, çok güzel bir slogan kullanmış. ‘Camiler Çocuk Açacak’ sloganını ben çok beğendim. Bahar mevsiminde açılan çiçekler gibi, çocuklar şenlendirecek camileri.   Ülkemizin ve insanlığın geleceği olan bütün çocuklar, aile dışında, iki mekanda mutlaka bulunuyorlar. Okul ve cami… Ülkemizde çocukluğunda camiye hiç uğramamış insan sayısı % 10 bile değildir. Hepimizin çocukluğunda, cami ile ilgili, olumlu veya olumsuz hatıraları, mutlaka vardır.   Bir çocuğun cami ve din hakkında ilk intibaları edindiği yerlerden birisi de camilerdir. Çocukluk dönemi, insanın yetişkinlik çağında ki bakış açısını şekillendiren bir dönemdir.   Özelikle yaşadığımız zamanın şartlarını, cami görevlilerinin doğru okuması gerekiyor

Sekiz Yıllık Kesintisiz Eğitim ve 4+4+4

Sait Çamlıca
Sekiz Yıllık Kesintisiz Eğitim ve 4+4+4 Sekiz yıllık Kesintisiz Eğitim tartışmalarının yapıldığı yıllarda Üniversite öğrencisiydim. 28 Şubat sürecinin dayatmasıyla çıkartılmış bir eğitim kanunu olduğunu herkes biliyor. Emir almış bir onbaşı gibi hareket eden siyasi ekip, alelacele bir dayatmayla eğitimi, Kesintisiz sekiz yıla çıkarttılar. Hatta o dönemin siyasilerinden Mesut YILMAZ, “Siyasi hayatıma mal olsa bile ben bu kanunu çıkartacağım!” diyerek siyasi hayatını bitirdi. Keşke bu yanlış adım, sadece Mesut YILMAZ gibilerin siyasi hayatlarına mal olsaydı. Maalesef eğitimin ve geleceğimiz olan çocuklarında geleceğine mal oldu böylesi bir karar. Yıllar içerisinde biz eğitimciler de alıştı okullarda ki bu ortama. Şuanda 6 yaşındaki çocuklarla 14 yaşında ki çocuklar aynı binalarda eğitim görü

Çocuklarınız İçin Hicret Eder misiniz?

Sait Çamlıca
“Evlatlarımı kurtarmak için gerekirse dünyanın öteki ucuna gider yerleşirim!” diyen arkadaşımın verdiği ilhamla yazıyorum bu yazıyı. Zihnimde “Çocuklar için, gerekirse Hicret etmeli” cümlesi dolanırken, sürekli gittiğim kuaförün söylediklerini de ekledim zihnime, berber koltuğunda. “İyi ki, ilk gençlik yıllarımızda bizi memleketten alıp buralara getirmiş Babam” diye anlatmaya başlamıştı. Bayram tatili için memleketine gitmiş, çocukluk yıllarında sürekli birlikte olduğu arkadaşlarının hallerini görünce, onlardan uzaklaştıran babasına dua etmişti. “Yarım yamalak çalışıyorlar. İlk fırsatta kahvehanelere gidip, saatlerce oyun oynamak dışında, hayatlarında hiçbir şey yok. Bende oralarda kalsaydım büyük ihtimalle öyle olacaktım. Bizimle o ortamlarda baş edemeyeceğini anlayan babam, her şeyini to

Her Çocuktan Aynı Başarıyı Beklemek

Sait Çamlıca
Her Çocuktan Aynı Başarıyı Beklemek   “Anne babaların kabullenmekte en çok zorlandıkları konu hangisidir?” diye bir soru sorsalar bana, hiç tereddüt etmeden “okul başarısı” konusunu söylerim. Nedense bütün anne babalar, evlatlarının okul hayatında çok parlak öğrenci olmasını ister. Teşekkür almışsa, takdir için çalışmalı. Sınıfı geçmişse, Anadolu veya Fen Lisesini kazanmalı. Liseden sonra mutlaka iyi bir Üniversite kazanmalı.   Sanki annelik babalık, çocuklara ‘iyi bir üniversiteden diploma aldırma sorumluluğuymuş’ gibi davranıyorlar çocuklarına. Anne babaların bu yamuk bakış açısı yüzünden kopan aile içi iletişim bağları, birçok kopuşun kapısını aralıyor maalesef.   Her çocuk, her öğrenci, her genç teşekkür / takdir belgesi alamaz. Hatta almamalı. Her genç Üniversite sınavlarında başarılı

Boşanmanın Savaşı Değil, Edebi Olur

Sait Çamlıca
Boşanmanın Savaşı Değil, Edebi Olur Huzursuz bir aile ortamında yaşamanın ne demek olduğunu, mutlu ve huzurlu bir ailede yaşayanlar anlamazlar. Sevmediğiniz, birlikte aynı ortamı paylaşmaktan keyf almadığınız, aynı yatakta yatmak istemediğiniz bir insan ile evli kalmanın ne demek olduğunu, ancak bunu yaşayanlar bilir.   “Madem sevmiyordu neden evlendi?” sorusu başka bir problemdir. Hiç kimse “denemek” için evlenmez. Bir ömür boyu aynı yastığı, aynı evi paylaşmak için nikah masasına oturup imza atar herkes. Ancak bazen işler istenildiği gibi gitmez. Küçük kavgalar, anlaşmazlıklar yaşamayan aile neredeyse yok kadar azdır. Ömür boyu, aşk ile evlilik sürdürme hayalleri, hayalden öteye geçemez. Gençlere aşk üzerine konuşma yaptığım zaman, “Leyla ile Mecnun kavuşsaydı mutlu olurlar mıydı?” diye

Yaz Kursları

Sait Çamlıca
Hepimizin çocukluğunda camiye dair hatırlar vardır. Elinde elif cüzü veya Kur’an ile mahallenin camisine gittik hepimiz. Bu ülkede birçok insan Kur’an’la yaz kurslarında tanışır. Birçoğu 2-3 yaz devam eder camiye. Bir kısmı da İmam Hatip lisesi veya Kur’an kurslarında devam eder eğitiminde.   Camilerimizin sadece beş vakit kılınan yer olmaktan çıkıp, daha büyük, daha önemli, daha etkili sosyal roller üstlenmesi konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı bazı adımlar atmaya gayret ediyor.     Bu konuda hepimize görev düştüğü kanaatindeyim. Caminin imamından mahalle esnafına kadar herkesin camiye gelen çocuklarla ilgili sorumluluk alması gerektiğini düşünüyorum.   Din, sadece din görevlilerinin sorumluluğunda değildir. Her Müslüman dininin görevlisidir. Mahallede imkanı olanlar, kursa gelen çocukla