Salı, Nisan 21

Yazarlar

Mahalle Nereye Gitti?

Hüseyin Akın
Evlerin soğuması ile sokakların ortadan kalkması aşağı yukarı aynı tarihlere tekabül eder. Evleri ısıtan şey muhabbet üzere bir araya gelmiş, birbirlerinin nefesiyle ısınan insanlardı. Ne zaman ki evler içinde barındırdıklarıyla beraber kapılardan dışarıya doğru akmaya başladı çok geçmeden sokaklar da ıssızlaşıp yalnızlaşıverdi. Aynı muhitte yaşayan insanların ayak izlerinin birbirine karıştığı ortak kullanım alanlarıydı sokaklar. Otomobillerin kentleri istila etmesiyle birlikte ayak izlerinin yerini tekerlek izleri aldı. Sokaklar birer birer ortadan kalkarak caddeye dönüştüler. Bir zamanların kenar mahalleleri şimdilerde dev alış merkezleri, gökdelen ve plazaların gölgesi altında eski günlerin hatırasına sığınmaya çalışıyor. Kenar mahallelerin ne kenarı kaldı ne de mahallesi. Sırasıyla ö

Hz. Havva Validemiz

Serdar Çil
  Hz. Havva Validemiz Hakkında çok fazla bilgi sahibi değiliz. Hz. Adem’in eşi, insanlık tarihinin ilk annesi, eşine tabii bir hanımefendi. Geleneksel algı da yaratılış kıssasındaki en ciddi suçludur. Hz.Havva . Şeytanın Adem (a.s) ‘e verdiği vesveseyi çok ciddiye almış ve Adem’i kandırmıştır. Oysa Kuran’da bu işi yaptığına dair tek bir ayet yoktur. Genellikle Adem (a.s) ’in muhatap alındığı bu ayetlerde  her ikisi de hatalı gösterilir. Ancak İsrailoğulları kaynakları Müslüman zihniyetleri kemirmiş ve bizim de kaynak eserler dediğimiz birçok tefsir kitabında Havva validemiz suçlu ilan edilmiştir. Asılsız uydurma metinlerde sayfalar dolusu hurafeler insanların akıllarına kazınmaya çalışılmış olaya yılan, elma, armut, çam ağacı, meşe ağacı, buğday da  dahil edilmiştir. Kitab-ı Mukaddes’te Ha

Türk İslam Birliği Demek Güç Demek

Sevda Türküsev
Dünya üzerinde ki Müslümanlara yapılan zulüm ve işgali tüm dünya ve Müslüman alemi kınıyor ama diğer taraftan da seyrediyor. Bu gün Gazze-Filistin-Arakan da akan kanların haddi hesabı yok. Bu akan kanları durdurmak için çabalar sarf edilirken akan kanlar akmaya devam ediyor… Burada mesele bir ülke meselesi değil; Burada mesele Müslümanlara yani İslam’a karşı takınılan tavır ve savaştır. Hani şu “İslamofobi” denilen şeyin neticesinde ortaya çıkmış tablolardan ibarettir de diyebiliriz. Boşnaklara yapılan soykırım da tamamen İslam’a ve Müslümanlara karşı yapılmıştır. O Avrupa Birliği Amerika yani dünya o vahşete seyirci kalmışlardır. Ben kendim Boşnak olduğum için ve orada kanımız döküldüğü için bunu en iyi bilenlerden birisiyim. Neden acaba? O soykırım Hristiyan veya başka dinlerden bir ülk

Peygamberimizin en büyük mucizesi!

Sait Çamlıca
Alemlere rahmet olarak yaratılan Efendimiz hakkında, yerli yabancı yüzlerce yazar, kitap yazıyor. Birçoğu kendini tekrar etmekle beraber, kitapların çok olması beni sevindiriyor. Ancak birçok kitabın Peygamberimizin sülalesine, akrabalarına, savaşlarına veya mucizelerine çok fazla yer ayırdığını düşünüyorum. Peygamberimizin sülalesinin isimlerini ezberlemek veya bilmek, kimseye bir şey kazandırmaz. Hatta sevap yada günah kategorilerine bile girmez bu bilgiler. Peygamberimizin katıldığı savaşlardan, hayatımıza dair çıkartılacak dersler dışında ki bilgilere, sadece uzmanların ihtiyacı vardır. Birçok Müslüman için, hangi savaşa kaç kişinin katıldığı, hangi savaşta kaç kişinin şehit olduğu gibi bilgiler bir şey ifade etmiyor. Bildiğimiz mucizelerden çok daha olağanüstü mucizelere sahip olmuş
İslam’da Şehid’lik Rütbesi (1)

İslam’da Şehid’lik Rütbesi (1)

Muzaffer Coşkun
İslam’da Şehid’lik Rütbesi (1) Şehid, Allah yolunda; Dini, imanı, vatanı ve namusu uğrunda çarpışırken canını vererek cenneti satın alan; cennette, peygamberlere, sıddıklara ve velilere dost olacak mutlu kimsedir. Peygamberimiz (s.a.v): “Kim ki yalnız Allah‘ın kelimesi (Allah’ın adı ve dini) en yüce olsun diye cihad (harp) ederse o mücahidin cihadı Allah yolundadır.” buyurmuştur. ) Şehidlik Allah katında peygamberlikten sonra gelen en yüksek bir manevi rütbedir. Kur’an dilinde ise Nisa suresi 69. ayette ilahi rütbeler sıralanırken “peygamberler, sıddıklar, şehitler, salihler bunlar ne güzel arkadaştır.” buyrulmaktadır. Allah katında gerçekten şehitlik rütbesine erişebilmek için evvel emirde; savaşta ölen kişinin İslam inancına sahip olması, mücadelesini Allah için yapması,

Yitik Hazine

Serdar Çil
Yitik Hazine Ahlak fıtrattandır, insan ahlakla donatılmıştır. İçinde bulunduğu çevre ahlaka darbeler vurabilir. Tam da vakti. Bozulmanın gerçek sebebi çevre diyenler çok olacaktır. Torbasında kelimeler biriktirmiş mutlu bir kesimin hegemonyasında geçen senelerimizin çokluğu moralimizi bozmasın. Her zamanın kendine özgü elitleri vardı elbet. Çağdaş kelimesinin aynı çağda yaşayanlara has bir kelime olmadığı yavaş yavaş öğretildi bizlere. Aydın ise yukarılarda yaşayan, halkla ilişkisi olmayan, insanları küçük gören, ayıplayan, kınayan, rezil etmeye çalışan birilerinin sıfatıymış meğer. Hayatımızı şekillendirmeye çalışmalarına çok tahammül ettik sözde aydınlarımızın. O yasak, bu yasak, sen cahilsin anlamazsın diye zaman zaman yerin dibine doğru itilmeye çalışılan nice kişiler geçti bu coğrafy

Patani Halkının Haklı Direnişi

Ayetullah Coşkun
Patani Halkının Haklı Direnişi Patani, Tayland sınırları içerisinde ve Tayland’ın güneyinde yoğun olarak Müslümanların yaşadığı yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengin olan bölgenin adıdır. Tayland Müslümanları olarak bilinen bu kesimin büyük bir çoğunluğu köken olarak Malay ırkına mensuptur. Yüz Ölçümü 13.721 km2. Patani Halkının tarihi Güneydoğu Asya’nın en eski krallıklarından biri olan ve tarihi antik çağlara dayanan Langasuka Krallığına dayanıyor. Langasuka Krallığı 1. Yüzyılın ortalarında kuruldu. Langasuka Krallığı döneminde Patani Halkı din olarak Budizme inanıyordu. 12. yüzyılda Çin’e ticaret yapmaya giden Arap ve Yemenli tüccarlar vasıtasıyla İslam bölgede yayılmaya başladı. Daha sonra ismi değiştirilip Patani ismini alan krallığın Sultanı Müslüman olup İsmail adını aldı.
İslam’da Meşru Olmayan Kazançlar

İslam’da Meşru Olmayan Kazançlar

Muzaffer Coşkun
İslam’da Meşru Olmayan Kazançlar Sevgili Okuyucularım, insanlığın ve ahlakın başını büyük sıkıntılara sokan üç büyük bela vardır: Bunlar; içki,kumar,zina. Bu üçü de maddi hayatımızı sömüren ve manevi hayatımızı kemiren bizi bizden ayıran kıymetli vakitlerimizi heba eden baş düşmanlarımızdır. Kumarla, mal itlaf (telef) olur. Vakti israfla heba (boş yere harcamış) olur. İradesi zayıf mü’minin bu yolda kazancı da haram olur. Haram kazanç; hile, düşmanlık ve kin demektir. Evet kumar bir felaket tuzağıdır. Tutulanların kurtulması pek müşküldür. Mahvolan servetler, yıkılan yuvalar, boynu bükük kalan masum yavrular. Bu gibi bataklıklardan uzaklaşıp insana, insanca yaşamayı, ölmeyi öğreten İslam dini, içki ile kumarı, Hicri 3.yılında Maide Suresinin 90-91.Ayetleriyle kat’i surette yas

Çocuk Sevgisi

Serdar Çil
  Nebiler Serveri Sallallahu Aleyhi Veselem, torunu Hasan’ı öpmüştü. O esnada yanında bulunan Akra ibn Habis ‘’ Benim on çocuğum var; daha hiçbirini öpmüş değilim’’dedi. Resulullah  ona baktı ve şöyle buyurdu: ‘’ Merhamet etmeyene merhamet olunmaz’’ Sahihi Buhari de yer alan bu hadis bize nasıl dersler veriyor değil mi? Ya Resulullah bizim buraların babaları biraz sert olur. Çocuklarıyla aralarında mesafeler olur. Pek konuşmazlar çocuklarıyla, dertleşmezler, sıkıntılarını, ne istediklerini merak etmezler. Babanın olduğu yerde çocuk sessizliğe mahkum gibidir. Gizli bir mücadele sürer evlerde, baba sevgisini belli ederse saygınlığını yitireceğine inanır. Anneler aracıdır çoğu zaman. En sıkıntılı anların ilacıdır anneler. Bir köprü vazifesi görürler. Biz ataerkil bir milletiz. Asya bozkırları

Türbe Ziyareti ve Adabı

Serdar Çil
  Bazı ‘Köklü’ Geleneklerimizin Kökü Kurusun Yüzyıllardır Kuran ve Sünnet haritasına dâhil olan ana başlıkların en önemlileri birtakım uydurmalara katık edilmeye çalışılmış, din arkadan hançerlenmiştir. Hiç şüphesiz, bu uydurma tasavvurları her uygulayan kötü niyetle hareket etmek istememiştir. Ancak, cahilin dindarlığı arttıkça sapması da artıyor. İslam Tarihi uzak coğrafyalara yayılan bir medeniyetin oluşturduğu halk yığınlarının içinden gelen bir tarih. Hiç şüphesiz bu coğrafya halkları, İslam’dan önce de çeşitli inanışlara sahipti. Türkler Şamanizm’den, Farisiler Zerdüştlükten, Araplar putperestlikten gelen bir takım inanışlarını bırakmış olsalar da evvelden kalan masallarını, hikâyelerini, sözde kutsallarını sanki gerçekmiş gibi İslam’ın içine katma çabası yüzyıllardır devam etmekte.