Pazar, Mayıs 26

Kıssalar

Osmanlı Cephesinde Bir Binbaşı ve Namazlığı

Kıssalar
 Birinci Dünya Harbinin devam ettiği Osmanlı cephelerinden birisi de köyümüzün güneyinde, Karatepe mevkiindeki cephe idi. Ruslar, Günyüzü Köyü, Telme Köyü Yaylası, Çilhoroz ve Çaputlu hattında yani Şiran'ı doğusundan çevreleyen cepheler kurmuşlardı. Osmanlı cephesi olan Karatepe'ye mahsus birçok önemli hatıra halkımız arasında nesillerden nesillere anlatılarak aktarılır. Çanakkale savaşından iki askerimizin resmi vardır. Bakılınca yırtık elbiseler, yokluklar içinde cepheden çıkmış o iki askerimizin yüzündeki ifadeler adeta yüreğimize işler, o döneme götürür bizi. İşte Karatepe de anlatılan hatıralar bundan farklı değildir. Bu vatanı ecdadımız hangi zorluklar ve yokluklar içinde biz torunlarına bırakmışlar. İşte bu hususu hatırlarız biz bu tarihi kıssalarımızdan. Ve tarihi sorumluluğumuzu h

Kötü Huy Diken Gibidir

Kıssalar
Mevlânâ hazretleri, Mesnevi’de kötü huyun insanın nefsine ve çevresine nasıl bir eziyet yaptığı hakkında şöyle bir hikaye anlatır: Huysuz adamın biri bir gün herkesin gelip geçtiği yol üzerine dikenli çalılar diker. Yoldan geçenler her ne kadar “Bunları buradan sök at” dese de o bunların hiçbirine kulak asmaz. Yine kendi bildiğini okur. O dikenli çalılar büyür yoldan geçen halkın ayağına takılır, onlara eziyet eder. O yoldan geçenler perişan olur. Bu durum valiye kadar intikal edince vali onu yanına çağırır. Dikenleri sökmesi için emreder. O da sökerim diye söz verir; ama bugün yarın diye ertelemeye devam eder. Ne sökmem der ne de sökmeye teşebbüs eder. Bir gün vali onu yanına çağırır; “Verdiği sözde durmayan adam, emrimi uygula!” diye sıkı sıkı tembihler. Ağır ikazlarda bulunur. Çalıları

Köprü

Kıssalar
Köprü Bir zamanlar, birbirine bitişik iki çiftlikte yaşayan iki erkek kardeş vardı. Günlerden bir gün bu iki kardeş arasında bir anlaşmazlık baş gösterdi. İki kardeş arasında o zamana değin ilk kez görülen anlaşmazlık, giderek büyüdü ve kardeşler arasında ayrılığaneden oldu. İki kardeş, birbirlerine yalnızca küsmekle kalmadılar. Yıllardır ortaklaşa kullandıkları tarım makinelerine değin sahip oldukları tüm araç gereçlerini ve mal varlıklarını da ayırdılar. Küçük bir yanlış anlama sonucu başlayan anlaşmazlığı izleyen ayrılık, giderek büyüyen bir uçuruma dönüştü ve en sonunda yerini, karşılıklıkullanılan hoş olmayan sözlere bıraktı. Bunun arkasından da beklenenler oldu ve kardeşler arasında önce şiddetli bir kavga, sonra da ürkütücü bir sessizlik yaşanmaya başladı. Bir sabah, bu iki kardeşte

Bozuk Simit Paraları ile Cenneti Satın Almak İster misiniz?

Kıssalar
Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.Öğretmeni, onun bu halini fark etti:- Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:- Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.- Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?- Ahmet arkadaşımız var ya…- Evet, ne olmuş Ahmet'e?- Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler koymuy

Bir Çocuğun Ramazan Günlüğü

Kıssalar
Ramazan 1Bu gün evde bir acaiplik var.Herkes sessizce işine okuluna gidiyor.Annem 'Zeynep hadi sana kahvaltı hazırlayalım' dedi.Kimse yemek yemiyor, su içmiyor.Ablam bile!Ramazan 5Önce diyet yaptıklarını sanmıştım.İzledim hepsini.Akşama doğru hepsi sessizleşiyor.Sofrayı hazırlayıp ezanı bekliyorlar.Onları böyle seyretmek, öyle hoş ki.Başka zaman, susmak bilmeyen ablamın bu hali içten içe güldürüyor beni.Ama gülmeye cesaretim yok.Ramazan 9'Niye böyle yapıyorlar?' Ablama sordum, 'Büyüyünce anlarsın..' dedi.Zaten başka ne der ki…Anneme sordum, Ramazan dedi.Babama sordum, Oruç dedi. (daha&helliip;)

Hızır Olduğunu Söylerim

Kıssalar
Allah DostuRamazan... Cuma günü... Cuma vakti... Cami... Cemaat tek tük camiye girmekte. İmam kürsüde... Girenlerin arasında... O... Hızır... Hızır a.s. da genç ihtiyar arasında onlardan biri gibi gidiyor bir köşeye oturuyor. Kürsüde imam sohbete başlıyor... Hızır'ın yanına kırklarında bir adam gelip oturuyor. Cami yavaş yavaş dolmakta... Adam, bir müddet sonra uyuklar bir vaziyette sallanıyor, ha uyudu ha uyuyacak. Hızır a.s. adamı dürtüklüyor: - Uyuyacaksın, der. Adam: - Uyumam, beni rahat bırak. Hızır a.s. ses etmez, ancak ezan okundu okunacak, adam ha uyudu ha uyuyacak, bir daha dürtükleyerek: - Uyuyacaksın dedim, der. Adam: - Ben de sana uyumam, beni rahat bırak dedim. Rahat bırak beni. Rahat bırak yoksa, Hızır olduğunu söylerim. Buradan çıkamazsın. Bu kalabalık sakalında bir tel bıra

Önemli Olan Nedir

Kıssalar
Önemli Olan Nedir Bir gün, Ebu Said Ebü‘l-Hayr Hz.lerine sordular:- Falanca kimse, keramet olarak su üstünde yürüyor, buna ne dersiniz?Ebu Said cevaben: - Bunun kıymeti yoktur. Ördek ve kurbağa da suda yüzer, dedi.- Filan adam, havada uçuyor, dediler. Ona da:- Sinek ve çaylak ta havada uçuyor, cevabını verdi.- Filan kimse, bir anda bir şehirden bir şehire gidiyor, denilince:- Şeytan da bir solukta, şarktan garba gidiyor. Böyle şeylerin dinimizde önemi yoktur, karşılığını verdi.- Dinimiz de önemli olan nedir öyleyse? diye sorulunca:- Önemli olan, herkesin arasında bulunmak; hayatın gerektirdiklerini yapmak; fakat bütün bunları yaparken, bir an bile Rabbini unutmamaktır, buyurdu.