Cuma, Mayıs 24

İbretli Olaylar

İyilik

İbretli Olaylar
İyilik Adam kapıyı açtığında, polislerle karşılaştı. Heyecanla: -Bir şey mi istediniz? Diye sordu. Bir olay mı var? İçlerinden komiser olanı: -Geçen yıl evinizi soyan hırsızı yakaladık, diye cevap verdi. İfadesinden, bu eve de girdiğini anladık. Adam polislerin arasında sıkışıp kalan 18-20 yaşlarındaki genci bir müddet süzdükten sonra: -Buyurun, içeri girin, diye kenara çekildi. Herhalde bazı şeyler soracaksınız. Hep birlikte oturma odasına geçtiler. Adam önce polislerin, sonrada hırsızın elini sıkarak: -Geldiğinize sevindim, dedi. Bu gençle tanışmayı da çok arzu ediyordum. Polislerden biri: -Herhalde yanlış anladınız, diye lafa karıştı. Bu delikanlı sivil polis falan değil, evinize giren hırsızdır. Adam: -Daha o kadar yaşlanmadım memur bey, diye çıkıştı. Hırsız olduğunu biliyorum ama, aç

Şükredenlerden Suheyb, Sabredenlerden Hifa

İbretli Olaylar
Şükredenlerden Suheyb, Sabredenlerden HifaMedine'nin kadınları hem güler yüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa Hatun başka güzeldir ve bambaşka gülümser. Öylesine sıcakkanlı ve öylesine samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi olanlar akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler. Hifa Hatun'un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın hekimleri, tüccarları, vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi gibi bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece Allah'ın rızasını diler. Ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer... Kimi cevahirler döker... Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı sorarsınız, yoksa saray anahtar

Yasir Âilesinin Başına Gelenler

İbretli Olaylar
Yasir Âilesinin Başına Gelenler   Yâsir, Mekke'ye Yemen'den gelmişti. Burada, Mahzumoğullarından Ebû Huzeyfe bin Muğire'nin himâyesine girmişti. Sonradan Ebû Huzeyfe, onu câriyesi Sümeyye ile evlendirmişti. Bu evlilikten iki erkek çocuğu dünyaya geldi: Ammar ve Abdullah.Bütün ferdleriyle saâdet dairesine giren bu âileye başta Mahzumoğulları olmak üzere, bütün müşrikler çekilmez işkenceler, dayanılmaz eziyetlerle göz açtırmıyorlardı. Mahzumoğulları, îmân ve İslâmdan vazgeçsinler diye, güneşin her tarafı sıcaklığıyla kavurduğu bir sırada, âdeta Cehennem ateşi kesilen taşlıkta onlara işkence ediyorlardı.Yine bir gün Yâsir âilesi işkence altında zalim müşrikler tarafından inletilirken, Resûl-i Ekrem Efendimiz yanlarına çıkageldi. Yürekler parçalayıcı bu durum karşısında, "Sabredin, ey Yâsir âi

20 Dolarlık Banknotu Kim İster ?

İbretli Olaylar
20 Dolarlık Banknotu Kim İster ? Meşhur bir hatip konuşmasına 20 dolarlık bir banknotu elinde tutarak başladı. 200 kişilik salonda: "Bu 20 dolarlık banknotu kim ister?" diye sordu. Salonda eller tek tek havaya kalkmaya başladı. "Tamam bu 20 doları İçinizden birine vereceğim, ama önce lütfen izin verin bir şey yapayım" dedi ve banknotu buruşturmaya başladı. Tekrar sordu: "Hâlâ kim istiyor?" Salonda aynı eller havaya kalktı. "Pekala, şunu yaparsam ne olacak bakalım?" dedi. Banknotu yere attı ve ayakkabısının altında ezmeye başladı. Bir süre sonra eğildi ve parayı aldı. Banknot kirli ve buruş buruş olmuştu. "Hâlâ isteyen var mı?" diye sordu. Salonda eller tekrar havaya kalktı. "Arkadaşlar, sanırım hepiniz çok önemli bir ders öğrendiniz. Paraya ne yaparsam yapayım siz hâlâ onu istemeye de

Cennet Cafe

İbretli Olaylar
Cennet Cafe Bir Camii imamı Abdullah hoca, resmi işlerini yaptırmak için nüfus müdürlüğüne gider. Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet cafenin yolunu tutmak zorunda kalır. Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim "fesüphânallah'lar, estağfirullah'lar çektirir hoca efendiye, hem de ardı arkasınca :  CENNET CAFE Cafe işleten delikanlıya hacetini söyler: - Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin? - Tabi amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim. Abdullah hoca başlar beklemeye. Böylelikle bulunduğu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline. Demek ki gençlerin girip bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasıdır. Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını

Çanakkale Savaşı Sırasında Yaşanmış Bir Olay

İbretli Olaylar
Çanakkale Savaşı Sırasında Yaşanmış Bir Olay Kocadere köyünde büyük bir “ Sargı Yeri ”  kuruluyor. Kimi Urfalı , kimi Bosnalı , Kimi Adıyamanlı , Kimi Gürünlü, Kimi Halepli çok sayıda yaralı getiriliyor... Bunlardan biri Çanakkale Lapsekinin Beybaş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için komutanının elbisesine yapışır. Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından. " Ölme ihtimalim çok fazla... Ben bir pusula yazdım... Arkadaşıma ulaştırın..." Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur: " Ben...Ben köylüm Lapseki' li İbrahim Onbaşından 1 Mecit borç aldıydım... Kendisini göremedim. Belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin " " Sen merak etme evladım " der Komuta

Yazıcızâde’nin Muhammediyye’sinden Üç İbretli Olay

İbretli Olaylar
        Kişi mal, mülk sahibi olmakta çok hırslı olur, tek gayesi bu mala kavuşmak olursa, hem dünyada, hem de ahirette rezil olur, perişan olur. Olmadık işler gelir başına. Bunun misâlleri sayılamayacak kadar çoktur. Mehmed-i Bican hazretlerinin anlattığı şu hikâyeden -yaşanmış bir olay olup olmaması önemli değil- anlayana çok ibretler, dersler vardır:          Devrin hükümdarı bir gün tebdili kıyafetle teftişe çıkmıştı. Bir demirci dükkânının önünden geçerken demircinin hâli dikkatini çekti. Demirci, örsün başında iken sevinçle kalkıp, körüğün yanına gidiyor, sonra da ağlayarak perişân hâlde geri dönüyordu. Örsün başına gelip körüğe bakınca, tekrar neşesi yerine geliyor, sevinç içinde yine körüğe koşuyor. Fakat, ağlayarak yine geri geliyordu.          Hükümdar, bunun araştırılmasını sonr

İnsan Sarrafı

İbretli Olaylar
         Adam ârifti. Kafası ve kalbi itibariyle öyle yetişmişti ki, bir bakmada insanın ne olduğunu, ne değerde bulunduğunu hemen kestiriyordu. Ona bir gün on yaşlarında bir çocuk getirdiler. Onu övüp durdular: Akıllı, zeki, terbiyeli çocukmuş efendim, siz ne dersiniz? Bir görseniz, dediler.          Ona bir baktı, bir soru sordu: "Senin baban var mı çocuğum?" dedi. Çocuk, "Evet efendim, annem de var" der demez, insan sarrafı hükmünü verdi: Bu çocukta, "Kesret-i kelâm, yâni çok konuşma hastalığı var. Bundan tedâvî görmezse kendisinden hayır gelmez."          Bir adam, ağır bir işi için güçlü, kuvvetli bir işçi arıyordu. Böyle olduğu zannedilen birisi sarrafa getirildi. Sarraf onun için hemen bir sofra düzenletti. Yemek yemesini beğenmedi. Çünkü işçi adayı, falanı severim, filan yemeği sev

Bekçi, Uykucuyu Kapı Dışarı Etti

İbretli Olaylar
       Üç arkadaş bir filme gittiler. Film pek câzipti. Buna rağmen bu üç arkadaştan uyku düşkünü olan birisi fazla seyretmeden derin bir uykuya daldı. Herkes filmi heyecanla takip ediyor, büyük ibret dersleri alıyordu. Ama uykucunun hiçbir şeyden haberi yoktu.         Nihayet perdeler kapandı. Artık herkes evine gitmekte acele ediyordu. Uykucunun arkadaşları da onu fark edemediler; çıkıp gitmiş olabileceğini düşünerek uzaklaştılar. Bizim uykucu hâlâ mışıl mışıl uyumakta idi. Bekçi yaklaştı zahmetle onu yerinden kaldırdı. Adam uyandı ya, hem suçlu hem güçlü. Bekçiye nasıl da çıkışıyordu! “İlle perdeyi açın, tekrar filmi gösterin; ben para verdim, buraya filmi seyretmeye geldim” diye bağırıp çağırıyordu.         Bekçi, yağız biriydi. Uykucunun kolundan tutması ile onu dışarıya fırlatması bi