A’râf Süresi 104-126.Ayetler

8 Şubat 2009 0 Yazar: Ayetullah Coşkun
Spread the love
2 Okunma

 

104.                  Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”

 

105.                 Bana, Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.[1]

 

106.                  Firavun, “Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım, şayet doğru söyleyenlerden isen” dedi.

 

107.                  Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.

 

108.                  Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş.[2]

 

109.                  Firavun’un kavminden ileri gelenler, dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır.”

 

110.                  “Sizi yerinizden çıkarmak istiyor.” Firavun, ileri gelenlere, “Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?” dedi.[3]

 

111.                  Onlar şöyle dediler: “Mûsâ’yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla.”

 

112.                  “Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler.”

 

113.                  Sihirbazlar Firavun’a geldiler. “Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükâfat vardır, değil mi?” dediler.

 

114.                   Firavun, “Evet. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi.

 

115.                  (Sihirbazlar), “Ey Mûsâ! Ya önce sen at, ya da önce atanlar biz olalım” dediler.

 

116.                 (Mûsâ), “Siz atın” dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Büyük bir sihir yaptılar.

 

117.                 Biz de Mûsâ’ya, “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

 

118.                Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı.

 

119.                Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi.

 

120.                Sihirbazlar ise secdeye kapandılar.

 

121.               “Âlemlerin Rabbine iman ettik” dediler.

 

122.              “Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine.”

 

123.              Firavun, “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!”

 

 

124.              “Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da ( ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım.”

125.              Dediler ki: “Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz.”

 

126.               “Sen sırf, Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.”

 


[1] .  Firavun, İsrailoğullarını vatanlarından uzaklaştırmış, onları en zor işlerde köle olarak çalıştırıyordu.
[2] .  Hz. Mûsâ’nın bu mucizesi için bakınız: Kasas sûresi, âyet, 32; Şu’arâ sûresi, âyet, 33.

[3] .  Hz. Mûsâ’nın, Firavun ve sihirbazlarla aralarında geçen bu olay için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi, âyet, 60-63; Şu’arâ sûresi, âyet, 43-44.