Salı, Ağustos 20

Abdest tazeler gibi heyecan tazelemeli, İHL’ler

Abdest tazeler gibi heyecan tazelemeli, İHL’ler

 

İmam hatip Liselerinin önündeki kat sayı engelinin kalkması, yıllardır haksız yere uygulanan bir adaletsizliğin son bulmasıdır sadece. Ne gariptir ki, vatandaşların cebinden ödediği paralarla yaptırdığı binalara bile, “Siz kendi paranızla yaptırsanız da, biz kapatırız!” diyerek İHL’leri mağdur ettiler yıllarca.

İmam Hatip Liselerinin tarihine bakınca, her dönem farklı sıkıntılara rağmen, milletimizin bu okullara sahip çıktığını görüyoruz. Katsayı engelinin kalktığı haberlerinin medyada yayınlandığı günlerde Konyalı Hacı Veyiszade’nin hayatını okuyordum. Nasıl büyük bir hasretle, heyecanla, aşkla bu okullara sahip çıktığını okumak beni çok etkiledi.

 

İmam Hatip Liselerinin açılmasına 1951 yılında tekrar izin verilince, başta İstanbul olmak üzere birçok yerde yeni bir heyecan dalgası başlar. Her ne kadar resmi olarak izin çıkmış olsa bile, İmam Hatiplerin açılmasını istemeyenler, açılışı engellemek veya yavaşlatmak için bürokratik engeller çıkartır karşılarına.

İstanbul İmam Hatip Lisesinin açılması için resmi işlemlerle çok uğraştırılan biri, “Eğe bu okulun açılması için benim şahsen tepeme etseydiler, üstüme işeme zorunluluğu getirseydiler, emin olun ona da resmi işlem gözüyle bakıp geçecektim. Ona da razı olacaktım. Hak için, halk için, bu yurdu aydınlatacak, insanlığa iki cihan azizliği hizmetleri taşıyacak çocuklarımız bu çabaya değer” diyor.

 

İHL denilince akla gelen ilk isim, Hacı VEYİSZADE

Konya İmam Hatip Lisesi geçici binasında eğitime başlayınca, Hacı Veyszade’ye derse girmesi teklif edilir. Bu teklife çok sevinen Hacı Veyiszade, teklifi getirenlere;

“Evladım, ben bu günler için geldim dünyaya! Bir değil, beş ders okutacağım ben! Müsterih olun, ancak bir müddet için müsaade edin. Yeni binamızı yapalım bitirelim, ondan sonra başlarız derslere. Mektebimizin yeni binasını ayağa kaldırmak için; köy köy, kasaba kasaba dolaşacağız. Herkesin bir tuğlasının olmasını istiyorum bu binada. Herkesin nasibi olsun bu hayırda.”

 

O tarihten itibaren Hacı Veyiszade ve ekibi Konya’yı köy köy, kasaba kasaba dolaşmaya başlarlar.

Hacı Veyiszade, gittiği her yerde bu okulların önemini anltıyormuş.

“Efendimiz Aleyhisselam ‘Kıyametin hemen kopacağını bilsen bile, elindeki fidanı dikmeye bak, dik’ diyor. Biz şimdi o demdeyiz. Kıyametin kıyısında bir insan fidanları bahçesi açtık, İmam Hatip mekteplerini açtık. Bu bahçede, bize hem din hem dünya nimetleri verecek, ilim irfan, iman iz’an, adalet fazilet ve hakkaniyet fidanları yetiştireceğiz.

Bu fidanların yetişmesi için lazım olan gayret, hamiyet ve ihtimama sizler de iştirak edin! Bu büyük sevaptan nasipsiz kalmayın! Ne verebiliyorsanız onu verin! Paranız pulunuz varsa para… Paranız yoksa, buğday verin, arpa verin, yulaf verin, nohut verin, mercimek verin… Neyiniz varsa onu verin! Yeter ki iştirak edin! Bu mektepler sizin, bu mektepler herkesin… Neden derseniz, bu mekteplerde yetişecek çocuklar, herkese iki cihan azizliği hizmetleri taşıyacak.”

 

Hacı Veyiszade İmam Hatip Lisesin de öğretmenlik yaparken öğrencilerini o kadar çok severmiş ki, en öfkeli anında “Allah sizi muallim etsin!” diye beddua (!) edermiş. Sınıfta olmanın cennette olmak anlamına geldiğine inanarak ders anlatırmış.

O dönemde memleketin geleceği için çalışmak isteyenlere, “Oğlum, beş vakit namazdan sonra senin yapacağın en büyük ibadet, İmam Hatibe hizmettir” diye nasihat edermiş Hacı Veyiszade.

 

Keşke İmam Hatip Liselerinden görev yapan tüm öğretmenler, Hacı Veyszade’nin hayatını okusalar. Ali Ulvi KURUCU hocanın hatırlarını da okumalarını tavsiye ederim.

Abdest tazeler gibi, heyecan tazelemelerine çok faydalı olacağını düşünüyorum.

 

Yeni döneme dair…

İHL karşıtları hakkında söylenecek çok söz olduğu gibi, İHL sevenlere de söylenecek çok şey var aslında. Aynı hataları tekrar etmeden, geçmiş hatalardan ders alarak yola devam edilmeli yeni dönemde.

Daha güzel, daha sağlam binalar yapmaktan çok daha önemlidir, sağlam ve dayanıklı insan yetiştirmek.

Para karşısında dik duracak kadar sağlam temeller atmalı, insan binasına, omurgasına… Makam karşısında eğilmeyecek, eğilemeyecek kadar sağlam bir omurga ile yetiştirmeli yeni İHL neslini…

 

Her ne kadar Ahmet Hakan COŞKUN, “Şimdiki aklım olsaydı, İHL’ye gitmezdim!” diyorsa da, benim gibi bir çok insan,”İyi ki İHL’ye gitmişiz” demeye devam ediyor.

 

Abdest tazeler gibi heyecan tazeleyerek,  şimdi yeniden BİSMİLLAH deme zamanı… 

 

24 Okunma

Bir cevap yazın