Pazartesi, Mart 18

Aylar: Kasım 2012

Çocuklarımızın Zihinleri İşgal Altında

Son Haberler
Çocuklarımızın Zihinleri İşgal Altında Pazar sabahı çocuğumun Çizgi Film Kanallarında seyrettiği bir çizgi filme kulak kabartınca körpecik zihinlerin ne denli tehdit altında olduğunu ve neler dinlediğinin, seyrettiğinin farkında olmamız gerektiğini tekrar anladım. Çocukların en çok tv seyrettiği saatlerde pazar sabahında; söz konusu çocuk tv kanalı, tamamen evrimi ve evrimleşme sürecini anlatmayı hedefleyen bir çizgi "eğitici" filmi yayına koymuştu. Kanalı değiştirmeden seyrettim, bir çocuğa evrim, daha iyi anlatılamazdı. Her hayvan türü kendi sesinden esprili şekilde nasıl evrimleşmiş olabileceği üzerine tahminler yapıyor, konu yaratılışa kadar gidiyor dolaylı olarak, ancak ifadelerde yaratılış, Allah kavramının yanından dahi geçilmiyor, hayatın, canlıların kontrol dışı tesadüfen oluştu

Aşura Günü

Son Haberler
AŞURA GÜNÜ "Şehrullahi'l-Muharrem" olarak meşhur olan, yani "Allah'ın ayı Muharrem" olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.Âşura Günü
Aşura Günü

Aşura Günü

Dini Günler
AŞURA GÜNÜ "Şehrullahi'l-Muharrem" olarak meşhur olan, yani "Allah'ın ayı Muharrem" olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir. Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir. Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmak

İyilikte Israr

101 Kıssa
İyilikte Israr Hazreti Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimize, - Ya Resulullah, sen Hz. Ali’yi (r.a.) çok seversin bunun sebebi nedir? Diye sordular. - Efendimiz buyurdu: - Anlamak mı istersiniz? Peki, çağırtın gelsin. Daha iyi anlarsınız o zaman. Hz. Ali’yi çağırmaya adam gönderildi. Peygamberi­miz çevresindekilere: - O geledursun, dedi ben size bir şey sorayım: Siz bi­risine iyilik etseniz, o da tutsa size kötülük etse ne ya­parsınız? - Yine iyilik ederiz, dediler. - Ya o yine kötülük ederse? - Yine iyilik yapmaya bakarız. - Ya yine kötülükte devam ederse? Çevresindekiler başlarını yere indirip cevap vermedi­ler. O sırada Hz. Ali gelmişti. Peygamberimiz (s.a.v.) aynı soruyu ona da sordu ve bu soruyu yedi kere tekrarladı. Hz. Ali hep, “ben yine iyilik ederim” diye cevap veriyor­d

Hayırsever Adam ile Terbiyeli Çocuk

101 Kıssa
Hayırsever Adam ile Terbiyeli Çocuk Kıtlık yaşanan bir şehirde zengin ve hayırsever bir adam vardı. Şehrin en fakir ailelerine mensup kırk ço­cuğu evine getirtti ve onlara dedi ki; “Bakınız, burada kaç çocuk iseniz şu sepetin içinde o kadar da ekmek var. Her biriniz bir tane alabilirsiniz. Üstelik yalnız bu­gün değil, kıtlık geçip, Cenab-ı Hak iyi günler nasip edinceye kadar, her gün aynı saatte gelip buradan birer ekmek alabilirsiniz. “ Zengin adam henüz sözlerini bitirmemişti ki, bunu duyan çocuklar derhal sepetin üzerine atıldılar. Her biri, en büyük ekmeği kapma yarışı içinde, birbirleri ile itişip kakışarak birer ekmek alıp, hayırsever ada­ma teşekkür bile etmeden hızla savuşup gittiler. Yalnız üzerindeki elbisesi yırtık pırtık, fakat son derece temiz olan Abdullah isimli çocuk, d

En Büyük Ders

101 Kıssa
En Büyük Ders Beyazid’i Bestami Hazretleri büyük velilerdendi. Allah’ın sevgisini kazanmıştı. Allah’ın izni ile hayvanlara dahi sözünü geçirebiliyordu. Günlerden bir gün değirmenden evine dönerken, ormanda yaşlı bir kadına rastladı. Yaşlı kadının sırtında dolu bir un çuvalı vardı. Yükü ağırdı. Oflaya puflaya ta­şımaya çalışıyor, buram buram terliyordu. Yaşlı kadının haline acıyan Beyazid-i Bestami hazret­leri, ormanda kükreyerek dolaşan aslana emretti; ”Ey aslan Allah’ın izniyle buraya gel !” Aslan uysal bir kedi gibi yaklaştı. Büyük velinin yanına sokuldu. Bacaklarına sürtünmeye başladı. Beyazid-i Bestami, ihtiyar kadının sırtındaki çuvalı alıp aslana yükledi. Birlikte köye dön­meye başladılar. Yolda Beyazid-i Bestami yaşlı kadına; ”Köye döndüğünde sana soracaklar, yolda kime rastla­

Nezakatin Mükâfatı

101 Kıssa
Nezakatin Mükâfatı Bir gün Florida’da fakir bir üniversite öğrencisi, ayak­kabılarını boyatmak için bir boyacı dükkânına girdi. Ayakkabılarını boyatırken canı bir sigara içmek istedi. Cebinden sigara kutusunu çıkardıktan sonra, yanı ba­şında oturan yaşlı bir kadına dönerek nazik bir şekil­de; ”Affedersiniz… Sigara sizi rahatsız eder mi, içmeme müsaade eder misiniz?” diye sordu. İhtiyar kadın siga­radan rahatsız olmayacağını söyledi. Genç üniversiteli rahatça sigarasını içti. İhtiyar kadın giderken gencin ismini sordu ve nere­de okuduğunu öğrendi. Genç üniversiteli birkaç gün sonra bu kadından bir mektup aldı. Zarfın içinde on bin dolarlık bir çek ve bir de kâğıt vardı. Kâğıtta şu yazılı idi. ” Birinci dünya harbinden beri başkalarının hakla­rına hürmet eden nazik insanlar kalmadı zann

Boa Yılanı ile Oğlak

101 Kıssa
Boa Yılanı ile Oğlak Paris’te hayvanat bahçesindeki boa yılanlarına on, on beş günde bir canlı oğlak verilirmiş. Koca yılanın oğ­lağı nasıl yutacağını görmek için, o günlerde kafeslerin önü meraklı seyircilerle dolarmış. Yine bir gün bu durumu görmek için halk bir kafesin önüne yığılır. Oğlağı içeriye salıverirler. Boa yılanı başı­nı diker, korkunç ağzını açar, avının üzerine yürür. Ama şaşılacak şey, oğlakta ne titreme ne bir haykırma, hiç korku belirtisi yok. Oğlak sırtını kafesin uygun bir yeri­ne vererek, kendini koruyucu bir durum alır, düşmanını bekler. Boa yılanı çatallı dilini oynata oynata yaklaşınca çevik oğlak gerilir gerilmez düşmanının avurduna hız­lı bir boynuz yerleştirir. Koca yılan şaşkın bir durumda geri çekilir. Avının karşısında bir süre onu süzdükten sonra ikinci sa

Elmanın Bedeli

101 Kıssa
Elmanın Bedeli İmam-ı Azam’ın asıl adı Numan bin Sabit’tir. Yani, Sabit’in oğlu Numan. Babası Sabit Efendi’nin hikâyesi, İmam’ı Azam’ın nasıl bir anne babanın ellerinde, nasıl bir atmosferde büyüdüğünü göstermesi bakımından çok anlamlıdır. Sabit Efendi, gençlik yıllarında bir gün abdest almak üzere bir derenin kenarına gelmiş kollarını sıvamıştı. Tam abdest almaya başlayacaktı ki, kızarmış bir elma­nın, derenin sularında kendisine doğru yaklaşmakta olduğunu fark etti. O anda düşünmeden elmayı aldı, üzerini silerek ağzına götürdü ve ısırdı. Henüz kopar­mamıştı, yalnızca birkaç damla elma suyunun tadını aldığında birden irkilerek yemekten vazgeçti. Kendi kendine; “Ben ne yapıyorum?” Dedi. “Bana ait olma­yan bir elmayı nasıl yiyebilirim?”. Elmayı derhal ağzın­dan çıkardı, ama birkaç damla